Orijinalini görmek için tıklayınız : Düşündürücü İstatistikler!
Muhittin Saban
31-03-2007, 23:29
Aşağıda ilginç bir istatistik var. Mert Kolaşanlı isimli arkadaşımın paylaştığı bir istatistik. Önce bir inceleyin isterseniz sonra ben bir şeyler söyleyeceğim.
http://img485.imageshack.us/img485/7272/carsiforumgoluc4.jpg
20 Aralık 2006 dan itibaren oynadığımız maçların hiçbirinde hiçbir yerli futbolcu gol atamamış!
yani ;
9 Aralık 2006 tarihinden itibaren oynadığımız hiçbir lig maçında hiçbir yerli futbolcumuz gol atamamış !
yani ;
Ligin 2. yarısında oynadığımız 8 maçtan hiçbirinde hiçbir yerli futbolcumuz gol atamamış !
Mert Kolaşanlı
Şimdi ben;
İstatistiklerde ki "yabancı golcüler" gerçeğinin açıklaması da şöyle yapılabilir; Bizde oynayanlar kötünün iyisi olan futbolcular. Zaten iyi olsalar kendi milli takım yolları açık olur. Bir tek Bobo için ayrı bir parantez açabilirim. Eğer bizde devam etmeyip de Avrupa'da iyi bir takımda oynayacak olsa inanın önü çok açık bir futbolcu. Çünkü bu teknik adama rağmen her geçen gün gelişme kaydedebiliyor. Zaten geçen sene Gökhan Güleç ile olan birlikteliğinde bugünlerinin sinyallerini vermişti.
Yabancıların en azından bizim yerli futbolcularımızdan daha istikrarlı oluşu ise şöyle açıklanabilir; Yaşantıları içindeki düzenli aile yaşamı ve profesyonel tarzları onların olaya daha iyi adapte olmasına ve gereğini daha rahat yerine getirmelerine en büyük etkendir.
Ya bizim yerliler?
Onları Tigana'ya sormak lazım çünkü kendisi sene başında önemi gençlere vereceğini ben değil o beyan etmişti. Nerede bizim umut vaad eden gençlerimiz? Bizim umut bağladığımız genç futbolcular hakikaten değerli ve yetenekli futbolculardır. Sadece Beşiktaş için değil geleceğin milli takımına da senelerce hizmet edebilecek yeterliliktedir her biri. İddia ediyorum bu çocuklar Tigana değil de Terim'in ya da daha idealist bir hocanın elinde olsa şimdiye iki kat yol almış ve 10 kat da vizyonlarına artı katmışlardı. Tigana resmen onların önünü kesti. Çünkü acil başarı bekliyordu ve bilhassa da medyanın eline somut bir şeyler vermesi gerekiyordu. O olmadı bu nu aldı, bu olmadı şu nu aldı. Denedi denedi ancak bu kadarına gelebildi. Bizimkilerde suç yok muydu? Valla ben o kadar acımasız olamayacağım. Bizim kültürümüz ile yabancıların kültürü farklılık arz ettiğinden yaptıkları işe sarılmaları da farklı oluyor. Bizim insanımız duygusal olduğu için biraz da poh pohlanmaları ve futbol adına ikili ilişkilerde hem teknik adamlardan hem de takım içinde ki ağabeylerinden destek görmeleri mutlaka gerekiyor.
Rizenin harika çocuğu Fahri, geçen senenin süperi Gökhan Güleç, geleceğimiz dediğimiz İbrahim Akın, ilk geldiğinde bizleri ayağa kaldıran hamuru iyi Burak kaybolup gidiyorlar maalesef. Serdar’ı ise farklı düşünüyorum, çünkü mevkisi itibarı ile ihtiyaç açısından daha avantajlı, çok genç olduğu için enerjisini kullanırken aklını da işin içine katınca vazgeçilmez olabiliyor. Bu arada genç takım projesi içinde paf tan gelen küçüklerimiz var mı acaba?Ne zaman takıma yavaş yavaş girmeye başlayacaklar? Takımın yaş ortalaması 23 olabilir ama 23 yaş ortalamasını idare edebilecek ve “gelecek olarak yetiştirecek” vizyonu kim taşıyor, Tigana’mı?
Transfer görüşmesine 8 avukatı ile gelen ve Lig 3.lüğüne de prim alırım diyen bir anlayışa sahip futbol adamından bundan fazlasını beklemek zaten hayalcilikten öteye gidememektir. Bu takım şampiyon olabilir mi? Olabilir. Bu kadar çok sayıda ki genç yetenek bir daha bir araya gelebilir mi? Gelebilir, ama kırmızı kar yağdığı zaman!
.
Ersan Üngüder
31-03-2007, 23:49
geçen sene de yabancı oyuncularımızdan verim alamıyorduk...
tam istatistikleri hiç bir zaman tutmadım çünkü işim bu değil. ama bildiğim kadar yabancı futbolcularımız puan konusunda katkı sağlamadılar.
teknik direktörümüzde ikinci yarıdan itibaren Tigana idi.
Geçen sene fbde bilmem kaç gol atan Nobre bizde neden daha az gol attı?
yada Bobo geçen seneye göre neden fazla gol attı?
bu tür istatisliklerle uğraşmak bir taraftarın değil de bu konuda uzman olan eleştirmenlerin işidir diye düşünüyorum.ben zaten Tiganayı eleştireceğim zaman şunu oynatmadı yada bu futbolcuyu yanlış yerde oynattı diye bir çok malzemem oluyor...
saygılar
Fikret Arul
01-04-2007, 01:34
Ya bu oynamayan genç oyuncular konusunda bence tigana suçlanacak son insandır..
o Formayı sırtına geçiren futbolcunun içinde azcık inanç olacak, Kendini gösterecek..
Bu Takımın 7 gün başında biz yokuz, tigana var..
Gökhana Burağa İbrahim Akına sormak gerekir.. Serdar Kurtluluş salak mı ? neden 11 'de ..
Man.utd den gelen klebersonu kesti.. Tigana dayısının oğlu mu .. Hayır..
nasıl ?Çalışarak..
Beşiktaş kimse için ünlü olmak adına üzerinden geçilecek bir basamak değildir..
Beşiktaş'ın futbolcusu isen, saçına başına atına matına değil, Oynadığın oyuna öncelik vereceksin..
Rasim Bektaş
01-04-2007, 01:39
tulum-horon-çığlık oofff gerisi yalan! kadro mu önemli olan aşk mı?
he içinde olmak önemli, haketmek hesapsız hatta kitapsız alayına gider şiarla çığlığın bütün Artvin yaylasında çınlasın!
Ersan Üngüder
01-04-2007, 01:49
Ayrıca bizde olan yabancılar konusunda Bobo, Ricardinho, Nobre, Kleberson Brezilyalı, Delgado ise Arjantinli. Sadece Runje Hırvat oda milli takım kalecisi.
Yani milli takımlar düzeyinde düşünürsek hangi Brezilya ve Arjantin futbolcusu Türkiye de oynuyor yada kaç tanesi oynadı.
İstatistik buysa Türkiye milli takımın defansı bizim eleştirdiğimiz defanstan kurulu (son maç ölçü değil ki İ.Toraman, G. Zan ve İ. Üzülmez sakattı)
Muhittin Saban
01-04-2007, 10:45
20-25'li yaşlarda Beşiktaş'a transfer olan kişilerin tuttukları bir takım mutlaka vardır. Ya Beşiktaş'lıdırlar, ya da başka bir takımı tutuyorlardır. Sonuçta bu coğrafyada doğdukları için farklı farklı renklere gönül vermeleri kadar da doğal bir şey olamaz.
Şimdi başka takım taraftarı olup da bize gelen gençleri Beşiktaş sevgisi ile doldurmak Beşiktaş'lılığı aşılamak ne derece sonuç verir? Yani onların Beşiktaş kültürüne adapte olması tam anlamı ile sağlanabilir mi? Bunu başarmak hakikaten çok zor. Herkes Şifo kadar profesyonel düşünemez çünkü Şifo iyi bir Galatasaraylı olmasına rağmen 40 yıllık Beşiktaş'lı gibiydi ve Beşiktaşlı Şifo Mehmet olarak anılmayı haketti. Ya Tümer sadece para için gitmemiş de olabilir. Garanti verebilirmiyiz Fenerli olmadığına? Kendisine bir teklif gelince zırt diye atlaması da belki bunun içindir. Etik metik düşünmeden kendisine yapılan teklifin sarhoşluğundan ve bunun etkisi ile de hayallerine kavuşmanın bir an önce gerçekleşmesi için böyle davranmış olabilir.
Sırf bu adapte işi için bile birilerinin bu işi üstlenmesi gerekiyor. Onları sırf profesyoneller diye kendi hallerine bırakırsak fazlaca başarılı olamayız diye düşünüyorum. Zaten onların da takıma ve camiaya alışmaları da ayrı bir zaman istiyor.
BU olayın en güzel çözümü kesinlikle Paf takıma ve Alt yapıya fazlası ile önem vermek. Sadece ve sadece A takımında oynayabilecek ve Beşiktaş sevgisi ile kalpleri dolu olan gençlerimizi takıma kazandıracak sistemin işler olması gerekiyor. Bana göre Teknik adamın da sürekli olarak Paf takımı hakkında her türlü gelişmeyi de takip etmesi gerekiyor. Ona anlatılanlarla değil bizzat kendisinin takip etmesi gerekiyor. Eğer gençlere önem veriyorum diyorsa böyle hareket etmesi gerekmektedir diye düşünüyorum.
.
Ertan Eylem
01-04-2007, 11:25
Beşiktaşlılık kültürü ve geleneği ile yetişmemiş bir şahsiyetin ancak olsa olsa iyi bir topçu olmadan öteye geçme şansı yok.
Başka kulüpleden gelipte başarılı olanları tahlil edersek gerek yaşama bakışı gerekse aldığı kültür BEŞİKTAŞLILIK geleneklerine uygundur.
Ama tercih etmek gerekirse ben bir Mehmet Sedef i Serdar Kurtuluş a tercih ederim.
Alt yapı sorumlumuz gerçekten iyi kaliteli adamdır: MEHMET EKŞİ
Gençlere şans mutlaka tanınmalı....(unutmayalımki sevgili Muhittin de bir zamanlar genç ti...)
Ama benim kişisel görüşüm Hamdi Serpil Hoca ya 3 yıl tam yetki verilsin nice gençler i takıma kazandırır ve kulübün 10 yıllık geleceğini sağlama alır.
Birkan Bürüngüz
01-04-2007, 11:33
ben tigananın açıklamalarına, samimiyetine sonuna kadar inanıyorum. adam gençleri kazanmaya çalışıyor sürekli ama kazanmaya çalıştığı adamlar bunun için birşeyler yapmadıkça ne tas ne hamam olur bunlardan. bir futbolcuya teknik direktör en fazla %20 katkı yapabilir, geri kalan %80i futbolcunun elindedir. Eğer sen bu yüzde sekseni atlara, barlara, gece hayatına ayırırsan bırak tiganayı, yedi cihan gelse senden bir cacık olmaz amiyane tabirle.
Serenat Tutaklı
01-04-2007, 21:58
Ben de bu furyada en az suçlanacak kişinin Tigana olduğuna inananlardanım. Zaten benim takıldığım asıl mevzu hep şu laf olmuştur: GELECEK VAAT EDEN OYUNCU… (Sevgili ortim İskender’e sevgiler:) )Kimdir bu ya da bunlar? Türkiye’de bu lafın ciddi anlamda yanlış anlaşıldığını düşünüyorum,sürekli bir boş tarafı var.Biz de Burak,Gökhan Güleç gelecek vaat ediyorken daima, Avrupa’da elin oğlu o geleceği çoktan koymuş cebine ve iyi oyuncu olmuş.Bu kadar problemin başlangıcı ve en önemli hususu bizim ülkemizdeki ilerleyiş daha doğrusu ilerleyemeyiş.
İbrahim Akın ilk geldiği dönemde harikalar yarattı. Atletico Bilbao maçında hangimiz mest olmadık, 3-4’lük Fener maçında durum 2-2 iken özgüveni ile uzaktan attığı şut ve sonrasında olan gol ile hangimiz haykırmadık, daha niceleri.Ne oldu da değişti?Ya da Tigana mı bitirdi İbo’yu?Koca bir hayır.Ailton’lu dönemi hatırlayın.Akın’a inatla şans verildi.Her maç oynadı.Ailton’un partneri olmuştu İbo.Ama garip bir şekilde öyle bencil bir adam oldu ki, sahada kendi takım arkadaşlarını çıldırttı.Ailton ile ağız münakaşasın girdi defalarca.Ailton tası-tarağı toplayıp gittiyse bunda İbo’nun payı çok büyüktür.O dönem Tigana mı vardı başımızda?Hayır!İbrahim Akın hakkında çok şey söylendi,çizildi.Kendi ağzı ile de adam seviyorum atları ve at yarışlarını diyor.Tamam sevsin ama kendi işinden önce geliyorsa orda bir dur demek lazım.Adam bir kere disiplinsiz,eleştiriye gelmiyor ve söyleneni yapmıyor.Üstelik ülkede buna benzer örnek tonla varken,nasıl bu kadar savruk ve umursamaz oluyor anlamıyorum.Yoksa hepimiz biliyoruz ki İbo asılsa işine,çalışsa Türkiye’nin en büyük topçularından biri olur.Hani o Gs’deki Arda var ya esamesi okunmazdı.Bu kadar iddialıyım.Ben iddialıyım da İbo o iddiayı başka manada biliyor sadece!
Gökhan Güleç vakası da ayrı bir olay. Tigana geldi ve istiyorum bu adamı dedi.Herkes şaşmışken-zaman zaman Antep’te bile yedekti çünkü-inatla istedi Gökhan’ı.Gökhan da onun yüzünü kara çıkarmadı.Ve başarılı bir dönem geçirdi.Ancak o zaman da Tigana söylüyordu.Gökhan çok çalışırsa iyi olur.Her şey kendi elinde.Çünkü sahada çok savruk ve de fiziği oldukça zayıf.Ne oldu da Gökhan değişti.Birden onu bulan ve de parlatan Tigana mı kesti önünü?Niye böyle bir şey yapsın?Gökhan’ı izlerken delirmemek mümkün değil çünkü ayakta duramıyor.Ayağında top ile boş alana kaçması gerekirken, 3 kişinin arasına giriyor.Kendi takım arkadaşlarının pozisyonunu bozup,pozisyon geçtikten sonra arkadaşları tarafından sitemli bakışlarla karşılaşıyor.Ekstra bir çaba o da harcamıyor.Mesela İbrahim Akın ve Gökhan neden fizik olarak bu kadar zayıf?Avrupa’daki yaşıtlarının maşallahı var.Bizimkiler hep aynı.
Burak Yılmaz…Offf diyim önce bir:) Sene başında aa bu çocuk sanırım çok can yakacak demiştik.Evet gerçekten can yakıyor,bizlerin canını çok yakıyor.Tigana’nın her daim sahip çıktığı bu adam inatla bir şey vermemeye devam ediyor.Burak’a sinirlendiğim zaman Tigana ’nın şu laflarını getiriyorum hemen aklıma: “Burak 2.ligden gelen bir oyuncu.Belli bir oyun kalitesinde oynamış,Avrupa ve kupa tecrübesi yok.Şimdi ise Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinde oynuyor ve hiç alışık olmadığı bir ortam.Zamana ihtiyacı var.Çok çalışıp,çabalarsa Burak iyi yerlere gelecektir.” Tigana bizlerin durumunu da özetliyor aslında bu sözlerle. 2.ligten gelen oyuncu kaldıramıyor burayı. Bizler kendi ligimizi zaten kalitesiz bulurken, 2.lig ile aramızda uçurum var.Doğru da söylüyor.Burak bize geldiği dönemden beri defalarca saçının modelini değiştirdi.Değiştirsin,bakımına önem versin.Versin de bunun yanında işini ihmal etmesin.Kendi kişisel bakımına ayırdığı zamandan işi için çalsın!
Fahri’yi ben de beğenenler arasındayım.Ancak Fahri’ye hiç dikkat ettiniz mi,rakiplerine dalarken?Kafasında kesinlikle o an iyi niyet yok.Üzülerek söylüyorum ki öyle.Lig maçlarında oynadığında muhakkak bir sarı kartı var Fahri’nin.Kazak takımı ile yaptığımız hazırlık maçında rakibin 2 adamını sakatlayarak,oyundan çıkmasına neden olmuş,pişkince de gülmüştür.Fahri de fb altyapısından yetişmiş bir oyuncu bunu da ekleyelim.
Uzun olduğunun farkındayım.ya da bunların konu ile ne alakası var diyebilirsiniz?Eğer ki konu yerli oyuncularımızın ve gençlerin katkısı ise işte bizim gençlerimiz ve halleri bunlar bana göre.Kendileri istemediği sürece de hoca dilediğince yırtınsın dursun.Kafalarında bir hedef yok çünkü.Nasıl olsa Beşiktaş’tayım mantığı ile bir yerlere varamazlar.Bu formanın ağırlığını ve maneviyatını kavramaları lazım.
Ben de çok istiyorum öz kaynaktan gelen oyuncularla kurulu bir takım.Bu yüzden Paflara her zaman önem verilmelidir diye ısrarım.Ancak Tigana hatırlarsanız bir dönem Mehmet Sedef ve Aydın ikilisine tavırlarınıza dikkat edin diye serzenişte bulunmuş, A takım kadrosundan çıkartmıştı.Kendi kendime acaba ne oldu derken, semtte onları gören Beşiktaşlılar tavırlarını beğenmediklerini söylüyorlardı.Çünkü bizler sadece sahada değil,dışarıda da bizim formamıza layık kişiler istiyoruz değil mi? Aynı Mehmet Sedef paf takımının Gs ile yaptığı maç sonrasında ise bizleri şoka uğratmayı başardı,üstelik kaptan olarak!!Ertan Eylem’in söylemiş olduğu “tercih etmek gerekirse ben bir Mehmet Sedef i Serdar Kurtuluş a tercih ederim.” Bu cümleyi çok iyi anlamakla ve hak vermekle de beraber ama bir de işin işte bu kısmı var diyip, 1 Serdar’ı 10 Mehmet’e değişmem diyorum.Bu kadar olumsuzluk arasında hala dileğim paftan gelenlerin oluşturduğu bir kadro.Her gol sevincinde yumak olan Beşiktaşlı çocuklar,kendi atamadığı için arkadaşları sevinirken,üzülen değil!
Yabancı oyuncuların durumuna dair bir şey söylemeyeceğim.Ersan zaten bu konuda kısa ve öz açıklamış.
Henry ve Trezeguet’i de bulup, şu anki konumlarına gelmesinde en büyük paylarından birine sahip olan ve Lyon temellerini atan da Tigana’dır bunu da unutmayalım.
Uzun oldu farkındayım ama bizim genç yetenekleri uzun uzadıya konuşmak, ele almak gerekiyor bazen.
Muhittin Saban
02-04-2007, 07:32
Sevgili Serenat,
"Bir dokun bin ah işit" Bu ne doluluk böyle?
Latife bir yana seni hep böyle görmek isteriz, hiç de sıkıntı duymana gerek yok bu kadar uzun yazdın diye. Her satırını ve her kelimesini çok dikkatle okuyup anladım. Dileğim diğer arkadaşların da böyle geniş analizler ile yorumlarını paylaşmalarıdır. Tabi bazen az ama öz konuşmakta yerinde oluyor.
Aslında senin ve diğer arkadaşların yazdıklarını dikkatlice okuyunca, bir inanmışlık ve samimiyet görmemek elde değil. İşte benim sorunumda bu noktada başlıyor, çünkü ben Tigana'yı sizlerin gördüğü kadar samimi biri olarak görmüyorum. Böyle görmemde ki sebepte parayı çok sevdiğine olan düşüncemdir. Bir Gordon Milne aklıma geliyor da o zamanlar ne paranın ne de trafnsfer günlerinde konuşulanlaraıan esamesi okunurdu. O zamanlar tarif edilemez değil bal gibi de tarif edilebilecek anlar yaşanıyordu. Arkadaşlığın yoğun yaşandığı günler, daha şöhret basamaklarını çıkmamışlık, takım olma hissi, beraber düşünmek beraber üzülmek ve sevinmek..
Kimbilir benim aklım hala o günlerde kaldığı için bugünlere adapte olmakta çok zorlanıyorum. Hep öyle olsun istiyorum.
Sanırım çok şey istiyorum...
.
Ozgur Selcuk
02-04-2007, 12:58
istatistik için fıransızlar söle demiş istatistik bikiniye benzer asıl görmek istedigimiz şeyleri göstermez:) bu takıma zan ın korayın sedarın üzülmezin buragın toramanın bakinin katkısı çok fazla olmuştur.ileri uç elemanlarının yabancı oluşundan golleri onlar atıyo olabilir ama yerlilerinde yürekten mücadelesini takdir etmeliyiz.
Deniz Can
02-04-2007, 13:00
Istatistiklerin yuzde yetmisi yalandir denilen onermeye yuzde yetmisin kendisi de bir istatistiktir diye yaklasilacak ise buradan dogru sonuclar cikar.
Verilen degerlendirmede eksik olan birsey var; kimin ne kadar gol attigini sabit bir veri olarak tespit etmek kolay ama o golun/gollerin atiliminda yasanan surecteki faktorleri de isin icine katsak ya… Atan o golu tek basina atmadi, mevkisinin geregini yapti, digerleri de onlara yardimci oldu.. O yuzden atan kadar attiranlar, attirilmasini hazirlayanlar da ayri bir oneme haiz, Tigana dahil. Sonucta takim olarak bu noktaya gelindi. Kisisel becerilerdeki ustunluk ise oyuncunun sermayesi, sahip oldugu ayricalikli noktalari nazar-i dikkate alindigi icin de profesyonel oluyorlar.
Adi gecen oyuncularin basarisiz bir performans gostermelerindeki sebepler saha ici – saha disi diye ayrim gosterebilecgi gibi zihinlerindeki engellere takili kalmisliklari da olabilir. Eminim basarisizliklarindan oturu kulubede oturan oyuncu bundan haz etmiyordur ama kafasinda da bunu yenemiyordur. Basarili bir performans sergileyen Pasa ise o kadar kenarda durmasina ragmen bunu hazir olmayisina yorumlamis olmali ki o konuda kendini gelistirip bunu farkli bicimde dert edinerek formayi kapiyor. Bizim yerli pasalar ise Besiktas’a gelislerini kapagi atmislik olarak gorurler ise ay sonundaki maasini gozeten kisi olmaktan oteye bir adim atamaz. Ay sonu gecer, yil sonu gelince de emekliligi eline verilir.
Takim icindeki uyum, arkadaslik ve paylasim sadece biraraya gelinmislik ile saglanamiyor maalesef. Bu sahip olduklari egitime ve cevrelerine de bagli olarak gelisen birsey. Metin Tekin ile kaptan Riza 15 yil oda arkadasligi yaptilar hala da birlikte ter atiyorlar evin bahcesinde. MAF donemindeki takimin egitim duzeyi ele alindiginda farkli bir resim ortaya cikiyor. Milne doneminin takimi semtin icinde idi. Cevre dedigim unsur bunu da kapsar. Maca koptu gozuyle bakip oglunu son on dakika kala erken yatiran babanin kaybetme sonrasi antreman sahasindaki isyani kaptani yanina cagirip –ben simdi ogluma ne diyecegim- demesinden ibaretti. Fakat asil sasirtici olan bu degil. Bu olabilir birsey. Sasirtici olan kaptanin o taraftarin cagrisina uyup tel orguye gelip basi onde ‘haklisin’ demesidir. Bu guzeldir de ayni zamanda. Bu iliskinin bu sekilde vucut bulmasi guzeldir. Simdiki durumun farkliligi ise sayfalar dolusu sebeplere dayanir, semtten Umraniye’ye kadar yol eder.
Muhim not: Serenat’in degerlendirmesini gazetede spor yazariyim diye arka cebinde kartvizit tasiyip degerlendirme yapan kimilerinin okumasi gerekir, alayina gider. Yaklasim, gorgu, birikim. 5N1K’nin hepsine yanit.
Onur Sarısoy
02-04-2007, 13:38
Bence böyle olması gayet normal.Çünkü bütün hücum hattımız yabancılardan oluşuyor.Kanatlarda oynayan Türk oyuncuların gol atamamasında da anormal bir şey yok.forvetteki tek Türk futbolcu Gökhan o da oynamadığına göre...
Serenat Tutaklı
02-04-2007, 13:56
İnanmışlık ve samimiyet duygusunu sanırım bir yerlerde her daim barındırmak gerekiyor,yıkılmamak adına,elbette kendimizi kandırmadan.Bir gerçek var ki endüstriyel futbolun taa göbeğindeyiz.Kabul etsek de etmesek de ve bizler direnen taraftayız.O yüzden ısrarla “Son Barikat Beşiktaş’tır” diye söylemimiz.Hepimizin MAF dönemini özlediği,o zaman ki öz kaynak dönemini aradığı,arkadaşlık,hoca vs…kısacası her şeyi ile iz bıraktığı aşikar.Ama bir de günümüz gerçeği var ne yazık ki.Bu gerçeğe kapılmamak adına öz kaynak diye ısrar etmemiz de ayrı bir nokta.Şimdi Tigana’nın paragöz olduğu iddia ediliyor.Ama öyle bir örnek geliyor ki aklıma.Milne diyoruz,Milne’in özverisi vs. Aynı Milne geçtiğimiz senelerde alt yapının başına getirildi.Milne ne yaptı takır takır parasını alıp,bize hiçbir şey vermeden gitti.Üstelik çalışma arkadaşları Paf maçlarını izlemeye gelmiyor ki diye eleştirdiler onu. Tigana böyle bir sözleşmeye imza atmış ise kabahat onda değil,bizim yönetimdedir.Çuvaldız-iğne ilişkisi.Kabul etmesinler o zaman böyle bir sözleşmeyi.Aynı şeyi Del Bosque’de de yaşadık ve hala çekiyoruz acısını,çekeceğiz de. Adam bizler gibi gönül ilişkisi içinde değil ki, işini yapmak için geliyor buraya.
Yine eskiye kıyaslayalım.Eskinin yıldız topçuları tereddütsüz boş mukaveleye imzayı basardı,şimdi değil yıldız,orta halli bir topçuya yaptırabilir misiniz bunu?Eskiden Rıza,Metin,Recep boş sözleşmeyi imzalarken,ilerinin yıldızı olacak genç oyuncular ağabeylerini örnek alıyorlardı,bu tavırları ile.Şimdikilerde öyle yapıyor bir fark yok ki:)
Zaten semtten uzaklaştırılmış bir futbol takımımız var artık.Semtin havasını solumaları ile ne kadar çok şey kazanıyorlardı halbuki. Deniz Can’ın yukarıda verdiği örnekte ki gibi Valerenga faciasından sonra yaşanan taraftar-kaptan ilişkisi günümüz ile arada ne kadar fark olduğunu koyuyor ortaya.Özer abinin bir lafı var, forumda da defalarca çeşitli konularda hep gündeme geldi bu laf. “Biz eskiden maçlarımızı pazartesiden kazanmaya başlardık” Daha ne denilebilir ki.
Yeni bebek sahibi olan kimi aileler,bebeklerini büyütürken hijyen sorununa takılırlar.Çocuklarının etrafında kalkan olup,abartırlar bu hijyen meselesini.Çocuk büyür ama en ufak bir şeyden hastalık kapan,zayıf bir bünyeye sahip olur. Sokakta dilediğince oynayan,soğuk havada topun peşinden koşturan ufaklıklar ise çok daha sağlıklı bünyelere sahip olur ilerde.Bizin takım da öyle.Semtten alınıp,Ümraniye’ye götürüldü.Dış dünya ile bizler ile bağlantıları kesildi bir nevi.Tesisleşme dendi bunun adına da.Paf Takım hala maçlarını Fulay’da yapıyorken,kaybetmemeliyiz işte onları,bu çocukları.Paf maçında her daim seyirci olmalı,bu çocuklar desteklendiklerini bilmeli.Yoksa kalitesiz Türkiye liglerinde yerlerini kendilerinden çok daha kalitesiz Brezilyalı ve Afrikalı meslektaşlarına kaybedecekler.Bizim oyuncularımız da sıyrılıp bu kötü durumdan, kendi isimleri anıldığında neden işleri ile değil başka şeyler ile anıldıklarını düşünmeli.Tek başlarına yapamıyorlarsa bunu yardımını almalılar.
Konu istatistikten buraya geldi ancak hepsinin bir bütün olduğunu düşünüyorum.
Özer Özçetin
02-04-2007, 14:56
Çok uzun ve güzel düşünceler,3 gün ortamdan uzak kaldım,ben de birşeyler yazmak istiyorum,hayatta en inandığım ÖZKAYNAK tır.Forza da ve kulüp dergisinde özellikle bu konuya çok eğilmiştim,PAF idmanları ayaza kesen akşamlarda bile izlemiştim.
1982-1992 arası unutulurmu.Daha çok yazmak gerek bu konuya,ama şu an zamanım az sanırım bu akşam yazabilirim.
Demir Han
02-04-2007, 17:18
Merhaba....
Tigana kesinlikle suçlu değildir bence varsa da payı azdır.O yolun başında
İ.Akın,Burak,Güleç,Serdar,Aydın,Mehmet,Fahri Bobo'ya güvenerek yola çıktı.
Onu dinleyen ve anlayanlar Bobo ve Serdar çıktı.Onlar para kazanmanın yolunu atlarda gece hayatında değil çalışmakta olduğunu anladılar.
Fahri en son Hilal Cebeci ile birlikte imiş örneğin..tam para avcılarının ellerine düşüyorlar yazık...İ.Akın at peşinde...aslında bu adamlar hiç acımıyorum da Beşiktaş'ıma ve onların yerinde olmak için can atanlara acıyorum.Ama biri gitse diğeri de aynı oluyor çünkü kültür kalitemiz bu kadar toplum olarak.Çalışmak ahlakımızda yok olmuş.
Bunun yolu izole futbol okulu aynı askeri lise gibi ...orada sadece futbolcu değil adam da yetiştireceksin...topluma örnek olacak.... yoksa İbolar gelir Buraklar gider.. bu iş böyle devam eder gider.Bobo'lar sie bizde staj yapıp adam olur bizden giderler.....Bobo gibiler asla bulamayacakları teknik adamları da bizde bulup kendilerini geliştirirler...bizimkiler de yok olur giderler...
Kalın Sağlıcakla
Erkan Özberk
02-04-2007, 22:17
Evet bir yerli oyuncu gol attı sonunda ama kendi kalesine...
Gürhan Oğuz
03-04-2007, 09:35
bir ülkede devrim gerçekleşir
devrimin önderleri derki, biz işin kolay olan yanını yaptık, şidi sıra en zorunda yani kültür devriminde, halkı nasıl ikna edecez nasıl öğreteceğiz bunun yolunu bulmalıyız derler,
işte halimiz budur.
tigana onlara gereken yere gelmelerini sağlamıştır işin fiziksel olan işlemi tamamdır.
ama asıl sorun adı geçen topçuların kendilerini bu eğitim sürecine ne kadar verecekleridir nekadar özümseyecekleri ve sahip çıkacaklarına bağlıdır
Berk Sezenler
05-04-2007, 14:06
Delgado-Bobo-Ricardinho-Nobre
Koray-Serdar-İ.Üzülmez-G.Zan-Baki-Burak
Değil son 8 maç,önümüzdeki 58 maçıda baz alsak,yukardaki dörtlü aşağıdaki altılıdan herzman daha fazla gol atar.Altılı demişken kadroya İbrahim Akın'ı da ekleyeyim.
Tigana hani genç takım yaratacaktı?Neden paftan oyuncu gelmiyor? sorusu yersiz bence.Çünkü genç Can Erdem'i oynatabilmek için genç Bobo'nun,genç Mehmet Sedef'i oynatabilmek için genç Serdar'ın,yada genç bir sağ açık almak için genç Burak'ın,genç bir defans oyuncusunu almak içinse milli takımı defansından herhangi birinin kadrodan çıkarılması gerekir.Ben şuanki kadroya paftan gelen herhangi bir oyuncunun oturacağını zannetmiyorum.
Emirhan Oğuz
05-04-2007, 14:59
Harika tartışma olmuş. Uzun olmuş, güzel olmuş. Bu topik için ben Aydın havası çıkartayım bari:
At ve Et diyalektiği, bizim İstanbul'a düşmüş taşralı genç yeteneğin aklına gelen yegane diyalektiktir :rolleyes:
Aslında bu durum MAF döneminde de yok değildir. Benim anımsadığım kadarıyla, o dönem üstelik bu diyalektiğe meyleden genç kütleye özel jargon da türemişti ve "yuva" tabir ederlerdi bu türden adamları. Bazsıları sonradan derlenip toparlandı; en azından şu danilebilir, o dönem bu tür adamlar derlenip toparlanılabiliyordu, ama hotlan ama zotlan...
Bağlarken şu Ziya Paşa terkib-i bendi iyi gider ve alayına da gider diyorum:
Laf ile uslanmayanı etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir :cool:
Çalışır bu kural ;)
Adnan Gur
05-04-2007, 15:08
Burada yazan arkadaşların bukadar guzel tartışmaları var da yönetimden biri şuraya bir bakayım diyecek kadar geniş ufuklu değilmi yahu..
Serenat Tutaklı
14-04-2007, 23:26
Bugün bir program izledim.İzlerken de sık sık içerledim, kendi kendime sinirlendim.Programda ilk önce Manchester United’ın yıllardan beri kadrosunda bulundurduğu Solskjaer’den bahsetti.Onun kariyerini ele almışlar.Solskjaer’e süper yedek diyorlarmış.Lakaba bakın “Süper YEDEK” süperliği var ama yedekliği de var!.Solskjaer Norveç’te alt yapıdan yükseldikten sonra 2.lig takımlarından birinde oynamaya başlıyor ve bu süreçte 109 maçta 115 gol atıyor.Dikkati üstüne çekmesi için yeterli bir rakam.Ardından 1.lige transfer oluyor (molde) orda da 42 maçta 31 gol atıyor.Bu rakamlardan sonra da Manu serüveni başlıyor 1996’da.İlk senesinde herkes kadroya giremez derken,attığı 19 gol ile gol kralı oluyor.Fakat bu başarıya rağmen sonraki senelerde hep yedek kalır Solskjaer.Takımın süper yedeği!!Oyuna sonradan girer sadece işini yapar-sadece-Bir maçta (Everton) son 12 dk da oyuna girer ve 4 gol atar:) ManU’nun şampiyonlar ligini kazandığı sene de(hepimiz hatırlarız bu maçı Bayern Münih’le son 3 dk da 2 gol attıkları maç) galibiyet golünü atar Solskjaer.Ve o maçta da sonradan oyuna girmiştir.Başka bir takıma gidip o takımın yıldızı olmak yerine ManU’da kalmayı tercih etmiştir her daim.Ve hiçbir zaman bu yedekliği sorun etmemiştir.2003 yılında çok ağır bir sakatlık geçirir.Ve sahalardan 2.5 yıl uzak kalır.2.5 yıl çok ürkütücü bir zaman dilimi,futbolun nankörlüğü düşünülünce (Solskjaer o zaman 30 yaşında)İyileştikten sonra ManU yedek takımı ile maça çıkar.O maça sadece O’nu izlemek için 2637 kişi gider.Ve 2006-2007 sezonunda uzun bir aradan sonra Premier liginde ilk maçına çıkar Charlton maçı ile.Golünü de atar ve kimse şaşırmaz çünkü işini yapar.Hocası Alex Ferguson da ona övgü dolu sözler sıralar.Bu sözlerin neler olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.Ha unutmadan bir dipnot:Bir futbolcunun başına gelecek en kötü durumlardan biri de hep onu kovalar.Solskjaer’in çime alerjisi vardır:) Sakatlıklar geçebilir ama çim onun hep burnunun dibinde ve buna rağmen üst bir performans.Yedeklik,sakatlık ya da başka bir şey onun işini yapmasına engel değil.
Genç oyuncuları konuşurken salt onlara şans verilmediğini söylemek ya da hocalarını suçlamak biraz haksızlık sanırım.Etrafta bu tür örnekler varken sahada düzenli olarak görev almasına rağmen hiçbir şey yapmayan Burak’ı görmek beni üzüyor.Bir Solskjaer olmasını beklemiyorum ama o formayı terletmesini beklemek en büyük hakkım.
not:ardından bir de Messi'nin hikayesini izledim ki sormayın gitsin:)
Muhittin Saban
15-04-2007, 00:22
Sevgili Serenat,
İstatistikler çok etkileyici. Bizlere aktardıklarına bakılırsa Solskjaer'in amatörce hissedip profesyonelce düşündüğü çok doğru bir nokta var; hedefe kilitlenmek ve verildiği zamanlarda da görevi eksiksiz ve tam olarak yerine getirmek için kendini sürekli olarak hazır tutmak. Zaten bunları yapan kişinin emeğinin karşılığı da maddi olarak fazlası ile veriliyordur. Fazlası ile diyorum çünkü Yordanov'un bir röportajında şu çarpıcı sözler geçiyordu; Bulgaristan'da oynasam burada aldığım paranın 5'te birine bir yıl oynardım ama burada Bulgaristan'da 5 yılda alacağımı bir senede takır takır alıyorum! Aslında Yordanov almıyor o parayı çünkü bizim genç yeteneklerimizin meydanı boş bırakmalarından dolayı parsayı yabancı oyuncular kapıyor.
Bizim ülkemizde durum çok farklı. Bu son Sakarya maçından sonra yine düşündüm de nedir bizim futbolcuların kafasında onlara iş yapmayı engelleten unsurlar? Hakikaten yabancıları artık değerlendirmeye almak istemiyorum. Ama oynarlar ama oynamazlar. Başka bir ülkeye alışmanın o kültüre geçici de olsa adağpte olabilmenin üstesinden gelmelerinin zorluğunu hiç yabana atmadım. Bırakın kendileri alıştılar diyelim ya eşleri ve okul çağındaki çocukları? Onlar alışabiliyorlar mı? Alışamıyorlarsa bu durum futbol oynamaya konsantre olması gereken futbolcular üzerinde nasıl bir etki yaratıyor? Dediğim gibi onları katmak istemiyorum işin içine.
Ya bizimkiler?
Artık anlıyorum ki böyle bir şansa sahip olmanın ayrıcalığını içlerinde hissetmiyorlar. Bir şey onları engelliyor. Burak'ı Rize ve fener maçlarında tribünden seyrederken hayretler içinde kaldım. Takım zar zor atağa atağa kalkıyor Burak ise çizgiye yapışmış ne tehlikeli olacak alana koşu yapıyor ne de topu istemek için bir hamle yapıyor! Zaten topun ayağına geldiği zaman yapması gerekeni yani ceza sahasına hızlı bir şekilde girmeyi düşünmüyor rakip geçme istatistiğini yükseltmeye çabalıyor. tabi onu da yapabilse gam yemeyeceğim, ayakta duracak hali yok!
Daha gencecik bir adamın saha içinde ve beşiktaş forması altında böylesi çaresiz kalışı hayret verici bir durum. Ya diğerleri? Onlara çok güveniyordum ve bu sayfalardan da sürekli desteğimi belirtmiştim. Hadi takım süper olur da ilk 11'e girme şansın az dır ve fazla gayret içine girmeden iyi bir yedek olarak kalmak istersin, onu anlarım. Ama birader takım haftalardır kötü oynuyor sağlam ve diri ayaklara ihtiyaç var bir de bu ayakların gol yollarında etkili ve çok yetenekli olmalarını da düşünürsek işte o zaman kahroluyorum.
Ey genç oyuncu eyy kendini bir şey yapmadan şöhret ilan eden zihniyet;Çalışsana biraz gayret etsene, idmanlarda kıpırda da takımın ilk 11'ini zorla. Eğer şöhreti gerçekten yakalamak istiyorsan önce kafanı sonra da ayaklarını kullan. Gir 11'e yap mücadeleni ve hak et neyi hak etmek istiyorsan.
Maalesef "sağlam kafa sağlam vücutta bulunuyor" ben bile bu yaşımda sahaya inip mücadele etmeyi göze alıyorum ama onlar? Yok yaa yok bunların bizim geleceğimize damga vuracağını hiç zannetmiyorum. Beklenti içinde olmak ayrı güvenmek ayrı bir şey. Ne kafa olarak bu formayı hak ediyorlar ne de oynadıkları futbolları ile. Oynayanların da maalesef kabiliyetleri sınırlı. Rahmetli Yusuf Tuna bile futbol harici o kadar başka şeyle ilgilense de sahaya çıktığı zaman o anı yaşar ve verilmesi gerekeni verirdi.
Ama bu iş te bir iş var ve takipçisi olacağım; " Neler oluyor da olması gerekenler bir türlü olamıyor..!"
Cem Ozel
15-04-2007, 01:11
Altyapıda başlayan bir sorun olsa gerek bu. Gerçekten yetenekli birçok oyuncu saman alevi gibi bir anda sönüyor. çalışma yok, kendini geliştirme adına birşey yok, iş Şımarıklığa gelince ondada 1 numaralar. bazı şeyler aşılanamıyor demekki.
vBulletin v3.6.5, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.