Fatih Yaman
26-04-2011, 21:14
Sel Yayıncılıktan çıkan, Beat jenerasyonunun önemli bir eseri olan Yumuşak Makine'ye soruşturma açıldı... Diyecek bir şey bulamıyorum. Sanata kısıtlama getirip, Halkı böylece metinlerden uzaklaştırmak tamamen devletin zararına olur. Yakında, yasaklanmadan önce, umarım herkes ulaşır okur. Sel Yayıncılık izin verirse internete e-kitap olarak sürülmesi güzel olur. Aşağıda Sel Yayıncılığın sitelerinde yayınladığı duyuru ve itiraz var. Hemen altında da 645 Yayınları'nın Editörlerinden Şenol Erdoğan'ın konu hakkında yazdığı yazısı var.
-
Ama Sayın Willam Burroughs Yazmayın Öyle, Burası Türkiye!
Sonunda bu da oldu; yüce Türk yargısı Beat Kuşağı’nın ahlakını da yargılamaya başladı. Ocak ayında Sel Yayıncılık tarafından Süha Sertabiboğlu çevirisiyle yayınlanmaya başlayan William S. Burroughs’un “Cut-up” üçlemesinin ilk kitabı olan Yumuşak Makine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya uğratıldı, davayı açmak için ise bilirkişi raporu da yine o muazzam Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’ndan alındı.
Kurul yine kitabın orasından burasından “Cut-up” tekniğiyle metinler kopardı ve bunlar Türk toplumunun ahlak yapısına uymaz diyerek cezalandırılmasını istedi.
Savcılığa verdiğimiz ifadede alıntıladığımız bölümler raporun genel yapısı ve kurulun kafa yapısı hakkında yeterince fikir vermesi bakımından yeterince açıklayıcı olacaktır.
Kamuoyuna esefle duyurulur,
SEL YAYINCILIK
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunun isteği üzerine Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na incelenmesi için gönderilen William S. Burroughs’un Yumuşak Makine adlı kitabı için adı geçen kurul bir rapor düzenlemiştir. Yetişkinler için hazırlanan ve piyasaya sürülen kitapların ‘çocuk’ kurullarına gönderilmesinde ısrarı anlamak mümkün değil, zira bu pencereden bakarsak televizyonlar, haber bültenleri gibi medya araçları ve binlerce kitap hakkında onlarca rapor yazılabilir.
140 sayfalık kitabın yirmi ayrı sayfasından bazen bir cümle bazen birkaç paragraf alarak “işte bu yazılanlardan dolayı müstehcendir” sonucuna ulaşmak bir edebiyat metnine yapılmış koskoca bir haksızlıktır. Tüm dünyanın okuyup bir öncü yazar olarak kabul ettiği William Burroughs’u Başbakanlığa bağlı edebiyatçı, estet, eleştirmen, çevirmen gibi sıfatlardan yoksun bir kurulun incelemeye kalkması böyle “ucube” bir durumu ortaya çıkarmıştır. Çünkü edebiyat ve karşı-edebiyat metinlerinin hiçbirinde kurulun yazdığı üzere; “konu bütünlüğü”, “anlatım bütünlüğüne riayet” aranmayacağı gibi, “tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunmak” ve “argo ve amiyane tabirlerle kopuk anlatım tarzının benimsenmesi” de bir suç teşkil etmez. Bu kurallar ancak resmi yazışmalarda, raporlarda ya da ders kitaplarında dikkate alınabilecek genel kurallardır. Oysa sanat ve edebiyat kavramları bu kalıpların hiçbirine oturtulamaz, böyle yapmayan yazar bir soruşturma konusu haline getirilemez. Kimsenin mitolojik unsurlara dair objektif bir yorumda bulunmak gibi bir zorunluluğu yoktur. “Mezkûr kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir.” Ayrıca hiçbir yazarın insanın her koşulda güzel yönlerini göstermek gibi bir mecburiyeti olmadığı gibi, okuyucu haznesine katkısının ne olacağının ve edebi nitelik taşıyıp taşımadığının ölçütü de resmi bir devlet kurumu değildir, kitabın okurudur.
Hak ve özgürlükler, özgür bireylerin, edebiyatçıların, sanatçıların, düşünürlerin fikirlerini, eserlerini hiçbir baskı, yasak ve tabunun olmadığı ortamlarda ortaya koydukları zaman gelişir. Yine çağdaş, sorgulayıcı, yaratıcı bireylerden oluşan toplumlar en uç örnekler sayılabilecek edebi metin ve sanat eserlerini okuyarak, görerek oluşur.
Başbakanlığa bağlı bu kuruldaki kişiler bilmiyorlarsa dahi basit bir internet araştırması yapsalardı yazarın “Beat Kuşağı” (Beat Generation) isimiyle anılan bir akımın öncülerinden biri olduğunu göreceklerdi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’da hakim olan statükocu orta sınıf ahlakına bir başkaldırı olarak doğan Beat Kuşağı, her türlü toplumsal hegemonyaya karşın bireysel başkaldırıyı düstur edinen, her türlü kural ve baskının karşısına hem hayat tarzları hem de eserleriyle dikilen, ortaya çıkışlarından bugüne dek bir çok yazarı, müzisyeni, sinemacı ve sanatçıyı etkilemiş bir sanat ve hayat akımıdır. Halen tüm dünyada bu yazarların kitapları sürekli yeni baskılar yapmakta, haklarında inceleme kitapları yayınlanmakta ve filmlere konu edilmektedir.
Yumuşak Makine ise W. Burroughs’un, edebiyat çevrelerinde büyük bir yenilik olarak kabul edilen ‘Cut-up’ ‘Kes-yapıştır’ tekniği ile yazmış olduğu bir kitaptır. Burroughs, yaşam biçimindeki yerleşik kalıplara karşı çıkmakla kalmaz edebiyattaki yazma biçimlerine de bir karşı koyuş geliştirir bu teknikle. Hal böyleyken ve zaten kitabın yazılış amacı, sınırların dışına çıkmak iken “kitaptaki yazıların normal sınırlar içinde kaldığını ve toplumun sosyal normlarıyla çatışmadığını iddia etmek mümkün değildir” gibi ifadelendirme ve suç unsuru aramanın absürtlüğü aşikârdır. Üstelik raporda belirtildiği üzere Milli Eğitim Kanununun “Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, maddi ve manevi kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan;” gibi saikleriyle yetişmemiş Willam S. Burroughs’tan bu çerçevede bir metin ortaya çıkartmasını beklemek de anlamsızdır.
Ayrıca belki kurul farkında değil ama Beat Kuşağı’nın Willam Burroughs, Jack Kerouac, Allen Ginsberg gibi temsilcilerinin kitaplarını bu ülkede satın alan, okuyan, hakkında kültür-sanat dergilerinde yazılar yazan, arkadaşına tavsiye eden binlerce insan var. Bu raporda defalarca kez geçen “ahlaki normlarla bağdaşmazlık” ve “halkın ar ve hayâ duygularını incitmek” tabirleri ile bu “halkın” bir kesimine ahlaksız sıfatı yapıştırılmış olmuyor mu?
Devletin herhangi bir kurumunun toplumun genel ahlak çerçevesinin sınırlarını çizmek, bu sizin için ahlaklıdır ve bu da değildir gibi bir hüküm vermek, üstelik halkın haberi olmadan onun ar ve hayâ duygusunun incindiğine dair karar çıkartmak gibi görevi mi var? Üstelik böyle bir mantığa toplumsal sorumluluk atfetmeye çalışılarak, nasıl bir mühendisliğe soyunulmaktadır? Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu bir edebiyat metni için aşağıdaki tespitleri yaparken cahilliğini göstermekle kalmıyor gülünç de oluyor: “Zira insanlar ilkel hayatlarından bugüne kadar dünyanın her yerinde ve her toplumunda cinsi uzuv bölgelerini kapalı tutmayı ve cinsi münasebetin gizliliğini vazgeçilmez kural olarak uygulaya gelmişlerdir. Bu, toplumumuzda da böyledir. Toplumumuzun ahlak anlayışı ve kuralları ile örf ve adetleri cinsi münasebetin aşikarlığını kabul etmez. Toplumlar varlıklarını koruyabilmek ve toplum organları bizzat bu normlara uymak zorunda oldukları gibi, toplumu bu konuda yönlendirme, ikaz etme, hatırlatma görev ve sorunluluğu ile de yükümlüdürler. Bu görev ve sorumluluk toplumsal niteliktedir. Söz konusu kitapta yayınlanan yazıların bu toplumsal görev ve sorumluluk ile bağdaşması mümkün değildir. Kitapta asıl ağırlığın cinselliğe yöneltilmiş olduğu, kitabın toplumun ahlak yapısıyla bağdaşmadığı ve halkın ar ve haya duygularını incittiği, genel ahlaka aykırı olduğu müşahede edilmelidir. “
William S. Burroughs’un bir kitabını ele alarak orada kelime avına çıkmak bilimsel insan aklının geldiği yere saygısızlık olmaktan öte, bir kuşağa haksızlıktır da. Bireysel hak ve özgürlüklerin sürekli tartışıldığı ve herkesin “kendi düşüncesini ifade etmesi” “başka yollara sapmaması” teşvik edilen 2011 Türkiye’sinde yaklaşık elli yıl önce yazılmış ve edebiyatta öncü bir akım olarak kabul edilen Beat Kuşağı’nın önemli bir temsilcisinin kitabını “halkın ahlakını bozar” düsturu ile yargılamaya kalkmak, “bize özgü” gülünçlüklere bir halka daha eklemekten öteye gitmeyecektir. Ve bu davanın ülkemiz sınırları dışında hiçbir hükmü, saygınlığının olmadığı da çok açık ve nettir.
Biz tüm dünyada sanat ve edebiyat çevrelerinde bir yeri olan bu akımın temsilcilerinin eserlerini Türk okurunun da okumaya hakkı olduğunu düşünen aracı bir kurumuz; sizler bu dava ile yazarın düşüncesini mi, Beat Kuşağı’nın ahlakını mı, bizim faaliyetimizi mi yoksa bu projede sözleşmeli olarak çalışan ve yalnızca kitabı Türkçeye aktaran çevirmenini mi yargılıyorsunuz?
Sel Yayıncılık, yirmi yıldır yerli ve yabancı birçok ünlü yazarın edebi eserlerini okura sunan saygın bir kurumdur. Yine yurtiçinde ve yurtdışında faaliyetlerinden dolayı birçok saygın ödüle layık görülmüştür. Faaliyetlerimizi zora sokan soruşturmalara ve kitapların herhangi bir nedenle yargılanmasına son verilmesini istiyoruz.
Saygılarımızla.
Sel Yayıncılık
-
William S. Burroughs’un “Yumuşak Makinesi’nin yasağı üzerine entel olmayan bir “küfr” denemesi.
Şenol Erdoğan
New York City
1968
“BAŞBAKANLIK KÜÇÜKLERİ MUZIR NEŞRİYATTAN KORUMA KURULU” ŞAYET ADINA UYGUN BİR AMACIN VARSA LÜTFEN ACİLEN TELEVİZYON KANALLARINI KAPAT. SİZİN UFAKLIKLAR ORDA ÇATIR ÇATIR DÜZÜŞÜYOR!!! BUNU DA AİLELERİYLE BİRLİKTE İZLİYOR.
PORNO x PORNO…
Televizyon kanallarına bakınıyorum. Sırayla bir bir. Ensestin olumlandığı ileri argümanların varlığı medeniyet seviyesinin patlamış entelektüel düzeyinin yaşandığı bir ülkede yaşamanın orgazm hislerini yayıyor vücuduma. Tanrım diyorum bu ülke “patlamış”, tanrım diyorum “yumuşamış” her şey. Nerede diyorum cumhuriyet ve de savcıları onun, eniştesi baldızını sikiyor, adam teyzesini beceriyor, o teyzenin oğlu diğer teyzenin kızına kayıyor. Elit liselerin garajlarında sikişiyor liseli gençler, tanrım bu ülkede seksüel bir devrim olmuş. Hah, yeni değil bu: akraba-ı talükatın birbirini sikmesi ve genel ahlakı hem aile reislerince hem devlet reislerince çok net çizilmiş ulu türk halkının ahlak savunuculu ahlaksızlık arzusu çok eskidir. Köçeği olan ve onu seven türk erkeği oğlunu ibnelikle suçlamayı çok sever, köçeği savcı da sever, hakim de sever, başkan da sever. Ama asla oğullarının ibne olma ihtimali varolamaz, bu ihtimal karşısında ansızın sertleşirler, duygusal gerilimleri ataerkil kaygıları kan olarak siklerinin başında toplanır ve morarır, oğlunu sikemeyen baba mecburen ya anneyi döver ya tabak çanakları kırar ya da oğlanın ağzını burnunu, babanın kültürel yapısı aslında içindeki ibneyi orta çıkarıp ensest bir şekilde oğlunu siktiğinin de farkında olmamasının yardımcısıdır iyimserlik açısından. Bu ülkenin televizyonlarının ve aile hayatlarının yanında William Burroughs denen müslümanın romanları cin ali kitabı gibi kalır emin olun. Hah sadece televizyon değil elbette, en entelektüelinden en avamına gazete okumayı çok sever türk halkı: futbol pornosu, üçün sayfa pornosu, magazin pornosu ve diğerleri, bayılırlar. Ve bayılır: 50 yaşlarındadır, bıyıklıdır, lise 2 ye gidiyordur ağzının sularını akıtan diz üstü etekli liseli kız, sikini okşuyordur adam pantolon cebinden ve nasılda siker şimdi bu kızı, hem orospu o etek ne öyle sikerler tabi, kendi kızını şu an aynı salya salgı sistemine bağlı aynı yaşlarda bir adamın çatır çatır siktiğini o adama söylemeniz gerekli, duygudaşlık. Şimdi politik olarak bedensel olarak birbirini bu denli sikme arzusu barındıran bir yapının yaptığı şeye bakın William Burroughs kitabını yasaklatıyorlar. Bu ülke de hemde. Hiç namaz kılmamış ama başları sıkı sıkıya kapalı akşamüzeri cami avlusunda bile hemen o arada derede size verebilecek nüfusun diyarında. Kutsal penis kutsal vajina ve porno kutsal!
Bakalım dertleri neymiş yüce devletimizin:
Şimdi, “117 sayılı kanuna 3266 sayılı kanun ile ilave edilen ek-2 inci madde bir aydan az süreli mevkutelerde ve eklerinde 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte yayın yapılmasını yasaklamış aksine davranışı cezai müeyyide altına almıştır”
Deveye demişler boynun neden eğri o da demiş ki nerem doğru. Ben bu maddeyi şöyle okuyorum SİZİN ANAYASANIZ VAROLDUĞU GÜNDEN BERİ GÜNÜMÜZE DEK GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TÜM MUTASYONLAR DA DAHİL SALT YALANCI SAHTEKAR VE AHLAKSIZDIR. SİZİN BU YASALARINIZ HİÇ BİR ÇOCUĞUN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ KORUYAMAZ SADECE DEVLETE BAĞLI YOZ, YOBAZ “KÖPEK”LER YETİŞTİRMENİZİ SAĞLAR!
Şimdi bir milli güvenlik dersi saçmalığı vardı, hala vardır, 1000in başı bir adam giriyordu, sabah içtiması edasıyla apoletleri parlak, pörsümüş iktidarsız siki ile suratındaki buruşuklar arasında bir uyum ama pantolon tek çizgisinde aksi seda müthiş bir ütü izi. Şöyle dedi “konuşan o orospu çocukları hemen sınıfımı terk etsin” ettik bizde konuşan orospu çocukları olarak.
Ey çocuklarını koruma yanlısı devlet, belki kendi toprakların olarak görmek bile istemiyorsundur ama vatanım dediğin kara parçasının doğusunda en doğusunda tüm bir köy halkı değil 18 i bebek sayılacak yavruları yıllar boyunca sikti ulan, hemde köy halkı olarak sikti. Bu basına sızdı, sızmayan yüzlercelerinin varlığı zaten ortada. Korusana çocuklarını devlet baba, ensest devlet baba, çocuklarını korusana! Onları devletlerinden, saçma sapan duygulardan, onları ilkelerden ve marşlardan korusana, amacınız ki o çocukların ruh ve beden sağlığını,babayasa’nızda öyle der- o zaman onların ruhlarını ve bedenlerini becermekten hapsetmekten vazgeçip salt paranın ve silahın gücünden oluşan varlığını onların ve herkesin üzerinden çeksene.
Senin eğitim bakanlığının çocuk psikolojisine ve bedenine iyi gelecek kitabının adı ne: FALAKA’mı!
Hazretler WSB eseri için buyurmuşlar ki:
*kitapta konu bütünlüğü yok
*gelişi güzel kaleme alınmış
*anlatım bütünlüğüne riayet edilmemiş
*argo ve amiyane tabirler kullanılmış
*objektif yaklaşımlarda bulunulmamış
Yani:… 558 William, otur. Sıfır!
Şimdi 65 yılından bir hortlak geldi ve ne yaptı: “halkın ar ve haya duygularını incitti” vay be halkım wsb okuyormuş da haberim yokmuş, İrfan Bey kaç sattı kitap, halk kaç kişi?
-
Ama Sayın Willam Burroughs Yazmayın Öyle, Burası Türkiye!
Sonunda bu da oldu; yüce Türk yargısı Beat Kuşağı’nın ahlakını da yargılamaya başladı. Ocak ayında Sel Yayıncılık tarafından Süha Sertabiboğlu çevirisiyle yayınlanmaya başlayan William S. Burroughs’un “Cut-up” üçlemesinin ilk kitabı olan Yumuşak Makine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya uğratıldı, davayı açmak için ise bilirkişi raporu da yine o muazzam Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’ndan alındı.
Kurul yine kitabın orasından burasından “Cut-up” tekniğiyle metinler kopardı ve bunlar Türk toplumunun ahlak yapısına uymaz diyerek cezalandırılmasını istedi.
Savcılığa verdiğimiz ifadede alıntıladığımız bölümler raporun genel yapısı ve kurulun kafa yapısı hakkında yeterince fikir vermesi bakımından yeterince açıklayıcı olacaktır.
Kamuoyuna esefle duyurulur,
SEL YAYINCILIK
İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosunun isteği üzerine Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na incelenmesi için gönderilen William S. Burroughs’un Yumuşak Makine adlı kitabı için adı geçen kurul bir rapor düzenlemiştir. Yetişkinler için hazırlanan ve piyasaya sürülen kitapların ‘çocuk’ kurullarına gönderilmesinde ısrarı anlamak mümkün değil, zira bu pencereden bakarsak televizyonlar, haber bültenleri gibi medya araçları ve binlerce kitap hakkında onlarca rapor yazılabilir.
140 sayfalık kitabın yirmi ayrı sayfasından bazen bir cümle bazen birkaç paragraf alarak “işte bu yazılanlardan dolayı müstehcendir” sonucuna ulaşmak bir edebiyat metnine yapılmış koskoca bir haksızlıktır. Tüm dünyanın okuyup bir öncü yazar olarak kabul ettiği William Burroughs’u Başbakanlığa bağlı edebiyatçı, estet, eleştirmen, çevirmen gibi sıfatlardan yoksun bir kurulun incelemeye kalkması böyle “ucube” bir durumu ortaya çıkarmıştır. Çünkü edebiyat ve karşı-edebiyat metinlerinin hiçbirinde kurulun yazdığı üzere; “konu bütünlüğü”, “anlatım bütünlüğüne riayet” aranmayacağı gibi, “tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunmak” ve “argo ve amiyane tabirlerle kopuk anlatım tarzının benimsenmesi” de bir suç teşkil etmez. Bu kurallar ancak resmi yazışmalarda, raporlarda ya da ders kitaplarında dikkate alınabilecek genel kurallardır. Oysa sanat ve edebiyat kavramları bu kalıpların hiçbirine oturtulamaz, böyle yapmayan yazar bir soruşturma konusu haline getirilemez. Kimsenin mitolojik unsurlara dair objektif bir yorumda bulunmak gibi bir zorunluluğu yoktur. “Mezkûr kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir.” Ayrıca hiçbir yazarın insanın her koşulda güzel yönlerini göstermek gibi bir mecburiyeti olmadığı gibi, okuyucu haznesine katkısının ne olacağının ve edebi nitelik taşıyıp taşımadığının ölçütü de resmi bir devlet kurumu değildir, kitabın okurudur.
Hak ve özgürlükler, özgür bireylerin, edebiyatçıların, sanatçıların, düşünürlerin fikirlerini, eserlerini hiçbir baskı, yasak ve tabunun olmadığı ortamlarda ortaya koydukları zaman gelişir. Yine çağdaş, sorgulayıcı, yaratıcı bireylerden oluşan toplumlar en uç örnekler sayılabilecek edebi metin ve sanat eserlerini okuyarak, görerek oluşur.
Başbakanlığa bağlı bu kuruldaki kişiler bilmiyorlarsa dahi basit bir internet araştırması yapsalardı yazarın “Beat Kuşağı” (Beat Generation) isimiyle anılan bir akımın öncülerinden biri olduğunu göreceklerdi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’da hakim olan statükocu orta sınıf ahlakına bir başkaldırı olarak doğan Beat Kuşağı, her türlü toplumsal hegemonyaya karşın bireysel başkaldırıyı düstur edinen, her türlü kural ve baskının karşısına hem hayat tarzları hem de eserleriyle dikilen, ortaya çıkışlarından bugüne dek bir çok yazarı, müzisyeni, sinemacı ve sanatçıyı etkilemiş bir sanat ve hayat akımıdır. Halen tüm dünyada bu yazarların kitapları sürekli yeni baskılar yapmakta, haklarında inceleme kitapları yayınlanmakta ve filmlere konu edilmektedir.
Yumuşak Makine ise W. Burroughs’un, edebiyat çevrelerinde büyük bir yenilik olarak kabul edilen ‘Cut-up’ ‘Kes-yapıştır’ tekniği ile yazmış olduğu bir kitaptır. Burroughs, yaşam biçimindeki yerleşik kalıplara karşı çıkmakla kalmaz edebiyattaki yazma biçimlerine de bir karşı koyuş geliştirir bu teknikle. Hal böyleyken ve zaten kitabın yazılış amacı, sınırların dışına çıkmak iken “kitaptaki yazıların normal sınırlar içinde kaldığını ve toplumun sosyal normlarıyla çatışmadığını iddia etmek mümkün değildir” gibi ifadelendirme ve suç unsuru aramanın absürtlüğü aşikârdır. Üstelik raporda belirtildiği üzere Milli Eğitim Kanununun “Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, maddi ve manevi kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan;” gibi saikleriyle yetişmemiş Willam S. Burroughs’tan bu çerçevede bir metin ortaya çıkartmasını beklemek de anlamsızdır.
Ayrıca belki kurul farkında değil ama Beat Kuşağı’nın Willam Burroughs, Jack Kerouac, Allen Ginsberg gibi temsilcilerinin kitaplarını bu ülkede satın alan, okuyan, hakkında kültür-sanat dergilerinde yazılar yazan, arkadaşına tavsiye eden binlerce insan var. Bu raporda defalarca kez geçen “ahlaki normlarla bağdaşmazlık” ve “halkın ar ve hayâ duygularını incitmek” tabirleri ile bu “halkın” bir kesimine ahlaksız sıfatı yapıştırılmış olmuyor mu?
Devletin herhangi bir kurumunun toplumun genel ahlak çerçevesinin sınırlarını çizmek, bu sizin için ahlaklıdır ve bu da değildir gibi bir hüküm vermek, üstelik halkın haberi olmadan onun ar ve hayâ duygusunun incindiğine dair karar çıkartmak gibi görevi mi var? Üstelik böyle bir mantığa toplumsal sorumluluk atfetmeye çalışılarak, nasıl bir mühendisliğe soyunulmaktadır? Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu bir edebiyat metni için aşağıdaki tespitleri yaparken cahilliğini göstermekle kalmıyor gülünç de oluyor: “Zira insanlar ilkel hayatlarından bugüne kadar dünyanın her yerinde ve her toplumunda cinsi uzuv bölgelerini kapalı tutmayı ve cinsi münasebetin gizliliğini vazgeçilmez kural olarak uygulaya gelmişlerdir. Bu, toplumumuzda da böyledir. Toplumumuzun ahlak anlayışı ve kuralları ile örf ve adetleri cinsi münasebetin aşikarlığını kabul etmez. Toplumlar varlıklarını koruyabilmek ve toplum organları bizzat bu normlara uymak zorunda oldukları gibi, toplumu bu konuda yönlendirme, ikaz etme, hatırlatma görev ve sorunluluğu ile de yükümlüdürler. Bu görev ve sorumluluk toplumsal niteliktedir. Söz konusu kitapta yayınlanan yazıların bu toplumsal görev ve sorumluluk ile bağdaşması mümkün değildir. Kitapta asıl ağırlığın cinselliğe yöneltilmiş olduğu, kitabın toplumun ahlak yapısıyla bağdaşmadığı ve halkın ar ve haya duygularını incittiği, genel ahlaka aykırı olduğu müşahede edilmelidir. “
William S. Burroughs’un bir kitabını ele alarak orada kelime avına çıkmak bilimsel insan aklının geldiği yere saygısızlık olmaktan öte, bir kuşağa haksızlıktır da. Bireysel hak ve özgürlüklerin sürekli tartışıldığı ve herkesin “kendi düşüncesini ifade etmesi” “başka yollara sapmaması” teşvik edilen 2011 Türkiye’sinde yaklaşık elli yıl önce yazılmış ve edebiyatta öncü bir akım olarak kabul edilen Beat Kuşağı’nın önemli bir temsilcisinin kitabını “halkın ahlakını bozar” düsturu ile yargılamaya kalkmak, “bize özgü” gülünçlüklere bir halka daha eklemekten öteye gitmeyecektir. Ve bu davanın ülkemiz sınırları dışında hiçbir hükmü, saygınlığının olmadığı da çok açık ve nettir.
Biz tüm dünyada sanat ve edebiyat çevrelerinde bir yeri olan bu akımın temsilcilerinin eserlerini Türk okurunun da okumaya hakkı olduğunu düşünen aracı bir kurumuz; sizler bu dava ile yazarın düşüncesini mi, Beat Kuşağı’nın ahlakını mı, bizim faaliyetimizi mi yoksa bu projede sözleşmeli olarak çalışan ve yalnızca kitabı Türkçeye aktaran çevirmenini mi yargılıyorsunuz?
Sel Yayıncılık, yirmi yıldır yerli ve yabancı birçok ünlü yazarın edebi eserlerini okura sunan saygın bir kurumdur. Yine yurtiçinde ve yurtdışında faaliyetlerinden dolayı birçok saygın ödüle layık görülmüştür. Faaliyetlerimizi zora sokan soruşturmalara ve kitapların herhangi bir nedenle yargılanmasına son verilmesini istiyoruz.
Saygılarımızla.
Sel Yayıncılık
-
William S. Burroughs’un “Yumuşak Makinesi’nin yasağı üzerine entel olmayan bir “küfr” denemesi.
Şenol Erdoğan
New York City
1968
“BAŞBAKANLIK KÜÇÜKLERİ MUZIR NEŞRİYATTAN KORUMA KURULU” ŞAYET ADINA UYGUN BİR AMACIN VARSA LÜTFEN ACİLEN TELEVİZYON KANALLARINI KAPAT. SİZİN UFAKLIKLAR ORDA ÇATIR ÇATIR DÜZÜŞÜYOR!!! BUNU DA AİLELERİYLE BİRLİKTE İZLİYOR.
PORNO x PORNO…
Televizyon kanallarına bakınıyorum. Sırayla bir bir. Ensestin olumlandığı ileri argümanların varlığı medeniyet seviyesinin patlamış entelektüel düzeyinin yaşandığı bir ülkede yaşamanın orgazm hislerini yayıyor vücuduma. Tanrım diyorum bu ülke “patlamış”, tanrım diyorum “yumuşamış” her şey. Nerede diyorum cumhuriyet ve de savcıları onun, eniştesi baldızını sikiyor, adam teyzesini beceriyor, o teyzenin oğlu diğer teyzenin kızına kayıyor. Elit liselerin garajlarında sikişiyor liseli gençler, tanrım bu ülkede seksüel bir devrim olmuş. Hah, yeni değil bu: akraba-ı talükatın birbirini sikmesi ve genel ahlakı hem aile reislerince hem devlet reislerince çok net çizilmiş ulu türk halkının ahlak savunuculu ahlaksızlık arzusu çok eskidir. Köçeği olan ve onu seven türk erkeği oğlunu ibnelikle suçlamayı çok sever, köçeği savcı da sever, hakim de sever, başkan da sever. Ama asla oğullarının ibne olma ihtimali varolamaz, bu ihtimal karşısında ansızın sertleşirler, duygusal gerilimleri ataerkil kaygıları kan olarak siklerinin başında toplanır ve morarır, oğlunu sikemeyen baba mecburen ya anneyi döver ya tabak çanakları kırar ya da oğlanın ağzını burnunu, babanın kültürel yapısı aslında içindeki ibneyi orta çıkarıp ensest bir şekilde oğlunu siktiğinin de farkında olmamasının yardımcısıdır iyimserlik açısından. Bu ülkenin televizyonlarının ve aile hayatlarının yanında William Burroughs denen müslümanın romanları cin ali kitabı gibi kalır emin olun. Hah sadece televizyon değil elbette, en entelektüelinden en avamına gazete okumayı çok sever türk halkı: futbol pornosu, üçün sayfa pornosu, magazin pornosu ve diğerleri, bayılırlar. Ve bayılır: 50 yaşlarındadır, bıyıklıdır, lise 2 ye gidiyordur ağzının sularını akıtan diz üstü etekli liseli kız, sikini okşuyordur adam pantolon cebinden ve nasılda siker şimdi bu kızı, hem orospu o etek ne öyle sikerler tabi, kendi kızını şu an aynı salya salgı sistemine bağlı aynı yaşlarda bir adamın çatır çatır siktiğini o adama söylemeniz gerekli, duygudaşlık. Şimdi politik olarak bedensel olarak birbirini bu denli sikme arzusu barındıran bir yapının yaptığı şeye bakın William Burroughs kitabını yasaklatıyorlar. Bu ülke de hemde. Hiç namaz kılmamış ama başları sıkı sıkıya kapalı akşamüzeri cami avlusunda bile hemen o arada derede size verebilecek nüfusun diyarında. Kutsal penis kutsal vajina ve porno kutsal!
Bakalım dertleri neymiş yüce devletimizin:
Şimdi, “117 sayılı kanuna 3266 sayılı kanun ile ilave edilen ek-2 inci madde bir aydan az süreli mevkutelerde ve eklerinde 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte yayın yapılmasını yasaklamış aksine davranışı cezai müeyyide altına almıştır”
Deveye demişler boynun neden eğri o da demiş ki nerem doğru. Ben bu maddeyi şöyle okuyorum SİZİN ANAYASANIZ VAROLDUĞU GÜNDEN BERİ GÜNÜMÜZE DEK GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TÜM MUTASYONLAR DA DAHİL SALT YALANCI SAHTEKAR VE AHLAKSIZDIR. SİZİN BU YASALARINIZ HİÇ BİR ÇOCUĞUN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ KORUYAMAZ SADECE DEVLETE BAĞLI YOZ, YOBAZ “KÖPEK”LER YETİŞTİRMENİZİ SAĞLAR!
Şimdi bir milli güvenlik dersi saçmalığı vardı, hala vardır, 1000in başı bir adam giriyordu, sabah içtiması edasıyla apoletleri parlak, pörsümüş iktidarsız siki ile suratındaki buruşuklar arasında bir uyum ama pantolon tek çizgisinde aksi seda müthiş bir ütü izi. Şöyle dedi “konuşan o orospu çocukları hemen sınıfımı terk etsin” ettik bizde konuşan orospu çocukları olarak.
Ey çocuklarını koruma yanlısı devlet, belki kendi toprakların olarak görmek bile istemiyorsundur ama vatanım dediğin kara parçasının doğusunda en doğusunda tüm bir köy halkı değil 18 i bebek sayılacak yavruları yıllar boyunca sikti ulan, hemde köy halkı olarak sikti. Bu basına sızdı, sızmayan yüzlercelerinin varlığı zaten ortada. Korusana çocuklarını devlet baba, ensest devlet baba, çocuklarını korusana! Onları devletlerinden, saçma sapan duygulardan, onları ilkelerden ve marşlardan korusana, amacınız ki o çocukların ruh ve beden sağlığını,babayasa’nızda öyle der- o zaman onların ruhlarını ve bedenlerini becermekten hapsetmekten vazgeçip salt paranın ve silahın gücünden oluşan varlığını onların ve herkesin üzerinden çeksene.
Senin eğitim bakanlığının çocuk psikolojisine ve bedenine iyi gelecek kitabının adı ne: FALAKA’mı!
Hazretler WSB eseri için buyurmuşlar ki:
*kitapta konu bütünlüğü yok
*gelişi güzel kaleme alınmış
*anlatım bütünlüğüne riayet edilmemiş
*argo ve amiyane tabirler kullanılmış
*objektif yaklaşımlarda bulunulmamış
Yani:… 558 William, otur. Sıfır!
Şimdi 65 yılından bir hortlak geldi ve ne yaptı: “halkın ar ve haya duygularını incitti” vay be halkım wsb okuyormuş da haberim yokmuş, İrfan Bey kaç sattı kitap, halk kaç kişi?