Sayfa 1/2 12 SonSon
27 sonuçtan 1 ile 15 arası

Konu: Tomas Sivok-(Futbol)

  1. #1

    Standart Tomas Sivok-(Futbol)



    Adı soyadı : Tomas Sivok
    Önceki Takımı :Udinese
    Forma Numarası : 6
    Pozisyon :Orta Saha
    Doğum Tarihi :15.09.1983
    Doğum Yeri :Ceske Budejovice - Çek Cumhuriyeti
    Boy : 185
    Kilo : 74
    Ayakkabı No :
    Takım :A Takım
    Medeni Durum :Belirtilmedi
    Milli Maç :2

  2. #2

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    ’Derbi Maçları Çok Severim’

    25.11.2008 16:40

    Çek futbolcumuz Thomas Sivok, BJK TV'ye yaptığı açıklamada, derbi maçlarını çok sevdiğini ve Fenerbahçe karşılaşmasını sabırsızlıkla beklediğini söyledi.

    Eskişehirspor karşısında gol atmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden Sivok, "Golü attığım için çok mutluyum ama devre arasında hocamıza da söyledim. Biraz yorgunluk hissettim, umarım sonraki maçlar daha iyi olur" dedi.

    Gol atmak için şansa da ihtiyaç bulunduğunu belirten Sivok, doğru yere koşmanın önemine de işaret etti ve idmanlarda duran top organizasyonları için çeşitli çalışmalar yaptıklarına değindi.

    Cumartesi günü Fenerbahçe ile oynayacağımız derbi karşılaşması ile ilgili görüşlerini açıklayan Sivok, "Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda bir kez oynadım. Şampiyonlar Ligi maçında, Sparta Prag forması giyiyordum. Benim bir özelliğim var, derbi maçları çok severim. Orada oynamak için sabırsızlanıyorum. Fenerbahçe'ye karşı forma giyip elimden gelenin en iyisini yapmak için sabırsızlıkla bekliyorum" diye konuştu.

    Çek Cumhuriyeti'ndeyken Türkiye'de Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe arasında yaşanan rekabeti takip ettiğini anlatan Sivok, "Müthiş bir rekabetin olduğunu, Beşiktaş'ın bu takımlarla yaptığı maçların büyük bir çekişmeye sahne olduğunu biliyorum. Zaten bütün Avrupa bu takımların ne kadar büyük olduğunu biliyor" dedi.

    Takım olarak her maça kazanmak için çıktıklarını belirten Thomas Sivok, rakip Fenerbahçe'den daha iyi durumda olduklarını ifade etti. Her zamanki futbollarını sergileyip sahadan galibiyetle ayrılacaklarına inandıklarını ifade eden Sivok, karşılaşmanın deplasmanda oynanacak olmasının da öneminin bulunmadığını söyledi.

    Futbolda psikolojik desteğin önemine işaret eden ve taraftarımızın desteğine dikkat çeken başarılı futbolcumuz, şunları söyledi:

    "Futbolun en önemli yönlerinden bir tanesi psikolojik yönüdür. Taraftarın desteğiyle zaten gücümüzü ikiye katlayarak oynuyoruz. Beşiktaş taraftarının ayrıcalığı olduğu da bir gerçek. Müthiş bir tezahürat ve destekleme potansiyeline sahipler. Son maçta neredeyse 1 saat öncesinden gelip stadı doldurdular. Isınmaya çıktığımızda bile stadı dolu görmek müthiş bir duygu. Onun dışında Kocaelispor maçında 2-0 geriye düştüğümüzde bile kimse bizi ıslıklamadı, kimse bize baskı yapmadı. Baskı olmadığı gibi taraftarımız bizi sürekli destekledi ve bu destekle onların kazanacağımıza inanmasıyla birlikte biz çok iyi oynadık. Bu inanılmaz bir duygu... Pek çok önemli takıma karşı oynadım; Manchester United'e karşı örneğin... Hayatımda böyle muhteşem bir taraftar görmedim. Çek Cumhuriyeti'nden misafirlerim de geliyor maçlarımızı izlemek için, onlar da taraftarımıza hayran kalıyor. Uzun süre Beşiktaş taraftarının coşkusu hakkında konuşuyoruz."

    Savunma oyuncusu olarak Türkiye Ligi'nde oynamanın zorluklarına değinen Sivok, "Türkiye Ligi'nde oynamak çok zor, zorlandığımı söyleyebilirim. Çünkü Türkiye'deki takımların hemen hemen hepsi hücum ağırlıklı oynuyorlar. Rakiplerimiz sonuna kadar hücum ediyorlar. Arkada büyük boşluklar da bırakıyorlar, ama ben kendi adıma Türkiye Ligi'nde zorlandığımı söyleyebilirim. İtalya'da da oynadım. İtalya Ligi'yle karşılaştırırsam orada tamamen taktik ve savunma ağırlıklı olarak oynarlar. Herkesin taktik disiplini maçın sonuna kadardır. Türkiye'de durum farklı çok teknik ve kaliteli oyuncular var ve sürekli hücumu düşünüyorlar" şeklinde konuştu.

    Antrenmanlarda Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli'nin isteklerini harfiyen yerine getirmeye çalıştığını anlatan Sivok, takım içinde herkesin sahada birbirinin açıklarını kapattığını belirtti.

    "Takım iyi olunca tek tek futbolcular da iyi oluyor. Maç içerisinde takım arkadaşlarım benim açıklarımı kapatıyor. Bu nedenle ben de iyi oynayabiliyorum. Bu herkes için geçerli. Takım olarak iyi oynarsanız, kişisel anlamda tek tek futbolcuların performansı da yükselir. İkisi birbirine sıkı sıkıya bağlı" diye konuşan Sivok, başarılarında antrenmanlardaki çalışmaların etkisinin çok olduğunu şu sözlerle anlattı:

    "Hocamızın bizi sürekli doğru biçimde çalıştırmasının ve doğru şekilde oynatmasının çok büyük bir etkisi var. Dolayısıyla hocamız geldikten sonra daha iyi gözüken arkadaşlarımız var. Bu genelde kimin nerede oynadığıyla da ilgili bir şey. Takımın sistemi neredeyse baştan aşağı değişti. Bana yapılan övgülerden tabii ki çok mutlu oluyorum ama başarı sadece benim değil, bütün takım arkadaşlarımın ve umarım bu başarı sonuçlarda da kendini gösterir."

    Beşiktaş'a transfer olmaktan dolayı mutluluğunu kelimelere döken Sivok, Çek Milli Takımı'nın değil Beşiktaşımız'ın kendisi için daha önemli olduğunun altını çizdi. Sivok, "Buraya transfer olmamı sağladıkları için Beşiktaş'a minnetarım. Herkes beni destekliyor, çok mutluyum. Benim için milli takım ikinci planda... Ayrıca kendi takımınızda iyi oynarsanız, milli takıma zaten seçilirsiniz. Ama şu anda milli takım benim için tamamen ikinci planda. Önemli olan sağlıklı olmam, performansımı her maç daha da artırmam ve Beşiktaş'ta oynamam" dedi.

    Galatasaray'da forma giyen Milan Baros ile yakın arkadaş olduklarını anlatan Thomas Sivok, sarı-kırmızılı takımla oynanacak maçı sabırsızlıkla beklediğini belirtti.

    Türkiye'de futbolun çok sevildiğine değinen Sivok, sözlerini şöyle tamamladı:

    "Türkiye'de futbol çok seviliyor, sanki spordan daha öte bir şey gibi. Bu durum beni mutlu ediyor. Hayatın en önemli parçalarından bir tanesi futbol... Umarım futbol kamuoyu beni hem futbol hem de kişilik olarak sever. Ben şu ana kadar burada olmaktan son derece mutluyum ve huzurlu top oynuyorum. Huzuru bulabilmek çok zordur. Ben burada çok huzurluyum. Umarım uzun süre devam eder. Kontratım bittikten sonra umarım yenileyebilirim; çünkü burada ortam, takımımız taraftarımız, İstanbul gerçekten çok iyi, her şey çok güzel..."

  3. #3

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    seviyorum seni zapooo... herkes bir yana sen bir yana kalemizin neredeyse en süper duvarısın!!!! işte bundandır sevgim...
    Tek Umudum Sensin Beşiktaş

  4. #4

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    Alıntı Deniz Güllü Akkuş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    seviyorum seni zapooo... herkes bir yana sen bir yana kalemizin neredeyse en süper duvarısın!!!! işte bundandır sevgim...
    yanlış başlık abla, Sivoka ayıp oluyo

  5. #5

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    Ask gözlerini kör etmis can Zapo dan baska bise görmuyor ki

  6. #6

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    23.12.2008

    Tomas Sivok

    Cola Turka ile Soru Cevap bölümümüze konuk olan Tomas Sivok, taraftarlarımızın gönderdiği soruları yanıtladı.


    Beşiktaş taraftarını ve İnönü’nün atmosferini nasıl buluyorsun? En sevdiğin tezahürat hangisi?
    Pınar Arda, Murat Taşkın, Atahan, Ali Almaz, Muharrem Biçer, Cihat Zehir, Oğuz Volkan Apaydın, Onur Özel, Emrah Cesur, Burak Altundal, Ali Uçtu, Ayse

    Dünyanın pek çok stadında, Avrupa’nın pek çok ülkesinde futbol oynadım. Ama ben böyle bir taraftarla hiç karşılaşmadım. Old Trafford’da, San Siro’da ve aklınıza gelebilecek pek çok yerde oynadım, ama bizim taraftarımız hepsinden çok farklı. Bizi desteklemeye ısınmaya çıktığımızda başlıyorlar. Maç sonunda bile desteklerine devam ediyorlar. Sadece kazandığımızda değil kaybettiğimizde de bu şekilde devam ediyorlar. Fenerbahçe Stadı’na da gittim, orayı da gördüm, iki taraftarı karşılaştırmak mümkün değil. En çok da “Kartal gol gol gol” tezahüratını seviyorum. Nerede oynarsam oynayayım taraftar açısından bundan daha fazlasını göremeyeceğimi düşünüyorum.

    İki tane seçeneğin olsa Beckham gibi çok kazanan birisi mi olmak istersin, yoksa Ronaldinho, Gerrard, R. Carlos gibi dünyanın en iyi futbolcuları arasında mı olmak istersin?
    Emre Taykesen

    Bu soru benim en beğendiğim iki futbolcuyla alakalı. Beckham ve Gerrad’ı çok beğenirim, ama tercih etmem gerekirse ikinci seçeneği tercih ederim. Çünkü bu durumda meslekten aldığınız zevk de çok önemli. O kadar iyi futbolcu olunca Beckham kadar para da kazanırsınız zaten. Beckham’ın futbolundan çok kişiliğini sevdiğimi de belirteyim.

    Beşiktaş’ta en çok beğendiğin hücum, orta saha ve defans oyuncuları kimler? Üzerinde hiç taraftar baskısı hissettin mi? Gönlünde yatan takımın adı nedir?
    Yenal Sogul

    Zor bir soru. Kimsenin vereceğim cevaba kırılmasını istemem, ama savunma oyuncularından en çok İbrahim Toraman’ı beğeniyorum. Orta sahada Cisse ve Ekrem Dağ’ı, forvette ise Mert Nobre. Üzerimde şimdiye kadar bir taraftar baskısı hissetmedim. Sert futbol oynamayı severim. Dolayısıyla İngiltere’de oynamak isterim, İngiltere deyince de Manchester United için gönlümde yatan takım diyebilirim.

    Neden defansta oynamayı seçtin?
    M. Öztürk

    Seçmedim aslında. Futbola forvet olarak başladım, ama zaman geçtikçe daha gerilerde oynamaya başladım ve şimdi defansta oynuyorum. Futbola erken başlamış olsaydım belki de şimdi kaleci olacaktım.

    Futbol hayatın boyunca seni en çok duygulandıran, hiç unutamadığın bir olay var mı?
    M. Gündüz

    En heyecanlandığım, korktuğum, duygulandığım bir olay var. 19 yaşında Sparta Prag’da oynadığım dönemde ligde bile çok fazla oynayamazken Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde AC Milan’la oynadığımız maçta ilk 11’de sahaya çıkmıştım. Bu unutamadığım bir anımdır.

    Zapotocny ve İbrahim Toraman’la çok iyi bir uyumunuz var. Bunu neye bağlıyorsun?
    Alp

    Zapo ile zaten aynı ülkenin futbol kültüründen geliyoruz ve aynı ülkenin vatandaşıyız. İtalya’da birlikte oynadık. Onunla anlaşmam zaten normal. İbrahim Toraman’ın ise yardımlaşması üst düzeyde. Tam bir savaşçı. Türk oyuncuların en büyük sorunu taktik disiplinlerinin olmaması. Ama İbrahim Toraman böyle değil. Elinden gelenin fazlasını yapan bir oyuncu ve ben böyle oyuncuları çok beğenirim. Uyumumuzun sebebi bu. Ama biz yeni birlikte oynamaya başladık. Birkaç sene sonra çok çok daha iyi anlaşacağımıza eminim.

    Beşiktaş’taki hedefin ve kendine ait hedeflerin nelerdir?
    Muzaffer Aktaş

    Kısa vadedeki hedefim takımda formamı kaptırmadan sürekli olarak oynamak. Yaptığım kontratın sonuna kadar, belki daha uzun süre bu kulüpte görev yapmak. Oynayabildiğim kadar uzun süre burada oynamak istiyorum. Diğer hedefim ise şampiyon olmak. Bundan sonra ise Avrupa’da önemli işler yapmak.

    Türkiye’de Beşiktaş’tan başka takımda oynar mısın?
    Sersam Aygün, Samet Turhal, Ali Öğünç

    Böyle bir şeyi şu ana kadar hiç düşünmedim. Beşiktaş’ın dışında bırakın Türkiye’yi Avrupa’da bile oynamayı düşünmedim şu ana kadar. Burada çok mutluyum. Neden bir yere gitmek isteyim ki?

    Beşiktaş’a gelmeden önce neler düşünüyordun, şimdi neler düşünüyorsun?
    Atahan, Şükrü Pala

    Buraya gelmeden önce Türk futbolu ve Beşiktaş hakkında biraz bilgim vardı. Beşiktaş’ın bu kadar üst düzey olduğunu bilmiyordum. Beşiktaş’ı sadece Avrupa’da oynadığı maçlardan tanıyordum. Taraftarları ve tesisleriyle çok kaliteli bir kulüp. Beklentilerimin çok üzeride bir takımla karşılaştım.

    Takıma çabuk alıştın ve son zamanlarda çok iyi bir performansın var, bunun nedeni nedir?
    Emir Erdoğmuş

    Alışmış gibi gözükebilirim ama henüz alıştığımı düşünmüyorum. Yabancı bir ülkede oynarken ilk yıl her zaman bir alışma sürecidir. Yemeklerden ve yaşadığınız insanların mantalitesine kadar her şey çok farklı çünkü, alışma sürecinin devam ettiğini düşünüyorum.

    Çek oyuncuların Beşiktaş'a gelmesinde referans olur musun?
    Kemal Hüseyin Tuncer

    Elbette olurum, ama gelecek bir futbolcunun çok üst düzey olması lazım. Çünkü burada çok kaliteli futbolcular var. Futbol çok üst düzeyde oynanıyor. Dolayısıyla gelecek futbolcunun çok kaliteli olması lazım benim referans olmam için. Biz Zapo’yla buraya transfer olurken Çek Cumhuriyeti’ndekiler bizi çok merak etmişti. Nasıl bir ülkeye gidiyorsunuz diye. Ülkemden buraya gelen gazeteciler, şehri ve tesisleri gördüklerinde çok şaşırıyorlar. Bizim anlattıklarımızdan sonra o röportajları okuyanların Türkiye, İstanbul ve Beşiktaş’la ilgili düşünceleri değişiyor. Burası futbolda gelinebilecek en üst noktalardan bir tanesi. O yüzden kaliteli bir futbolcuya referans olurum.

    Serie A’nın Turkcell Süper Lig’den ne gibi farkları vardır?
    M. Nar, Adem Berber, Ceyhun Al

    En büyük fark taktik disiplinde. Türkiye, Serie A’ya göre çok daha canlı ve heyecanlı bir lig. Ama burada taktik disiplin yok. Burada herkes hücum etmek, ileriye çıkmak, gol atmak istiyor. İtalya’da böyle bir şey görmek mümkün değildir. İtalya’da taktik disiplinden bir anlık kopuş büyük sonuçlar doğurabilir. Buradakiler çok daha teknik, çok daha hücuma yönelikler. Maçlar bu yüzden daha heyeacanlı ve zevkli geçiyor, ama kimi zaman da çok çılgın şeyler oluyor.

    Defansta mı yoksa ön liberoda mı oynamaktan daha çok keyif alıyorsun, kendini daha iyi buluyorsun?
    Ömer Işıksal, Şükrü Pala, Gökhan Dura, Hakan Köseler, Koray Bilgin

    Nerede daha iyi oynamadığımın kararını izleyenlere bırakmak lazım. Ama kimi zaman savunmada oynayıp geride oyun kurmaktan zevk alıyorum. Kimi zaman da ön liberoda oynayıp oyunun iki yönüne de müdahale edebilmeyi seviyorum.

    Bir dönem AC Milan’dan teklif aldığın doğru mu? Eğer doğruysa niye kabul etmedin?
    Samet Emin

    Evet doğru. 18-19 yaşında böyle bir teklif gelmişti, ama bu tekliften çok kısa bir süre sonra dizimden sakatlanmıştım, dolayısıyla bu teklif ortadan kalkmıştı daha sonra.

    Oynadığın diğer takımlarda mı yoksa Beşiktaş’ta mı daha sıcak bir ortam var?
    Umut Ayaz

    Çek Cumhuriyeti’nde oynadığım takımla Türkiye’yi karşılaştırmamamız lazım. Arada çok büyük bir fark var çünkü. Dolayısıyla Udinese’yle Beşiktaş’ı kıyaslayabiliriz. Zapo’yla İtalya’ya gittiğimizde bize Doğu Bloğundan gelen iki soğuk adam gibi yaklaştılar. Takım içinde de rekabetten kaynaklandığını düşündüğüm bir soğukluk vardı futbolcuların arasında. Ama buraya geldiğimizde teknik direktörümüz bizimle odasında sohbet ettiğinde son derece arkadaşça yaklaştı. Kafam karıştı ve ilk 2-3 hafta içinde, Avusturya kampındaki zamanlarda sanki uzun bir süredir burada oynuyormuşum gibi hissettim. Buradaki dostluk, arkadaşlık bir yabancı futbolcu için çok güzel. Biz de bundan çok mutluyuz. Bu yüzden burada en azından kontratımın sonuna kadar oynamak istediğimi söylüyorum.

    Çok kart görüyorsun, bunu neye bağlıyorsun?
    Serkan Nişancı

    Bu benim tercihim. Bulunduğum yere böyle oynayarak geldim. Beni beğenen hocalar da bu oyun tarzım yüzünden beğendi. Savaşçı bir oyuncuyum. Takımda kimsenin yapmadığı işleri yaparım. Oynadığım mevki, gole giden oyuncuyu durdurmakla gerekli sertliği göstermekle yükümlü olduğum bir mevki. Havada ve yerde sert oynayabiliyorum. Dediğim gibi savaşçıyım. Defalarca alnıma dikiş atıldı, burnum kırıldı.

    Beşiktaş taraftarı seni en çok hangi maçta etkiledi?
    Hazım Türkbey

    Her maçta etkiliyorlar. Özellikle Kocaelispor maçında 2-0 gerideyken bile bizi desteklediler. Sparta Prag’da ya da Udinese’de çoktan ıslıklamaya, protesto etmeye başlamışlardı.

    Avrupa’da ve Türk Milli Takımı’nda en çok beğendiğin defans oyuncusu kim?
    M. Reha Gezici

    Avrupa’da John Terry. Türk Milli Takımı’nda ise Servet’i beğeniyorum.

    Beşiktaş tribünlerinden böyle bir sevgi bekliyor muydun?
    Murat Ahmet Dursun

    Kesinlikle hayır. Buraya gelirken kendimizi ispat edebilecek miyiz, ne kadar zamanda alışabileceğiz diye korkuyorduk. Türk insanlarının çok sıcakkanlı olduklarını biliyorduk, ama bu durum hem iyi hem de kötü olabilirdi. Ciddi bir tepki de görebilirdik, ama böyle bir şey olmadı. Bu kadar sevilmeyi biz de beklemiyorduk. Ben elimden gelen her şeyi yapıp takımım için savaşıyorum, mücadele ediyorum ve taraftarlarımız da bunu fark ediyor.

    Beşiktaş’ı tercih etmendeki sebep nedir?
    Canberk Gelir, Oğuzhan Solmaz, Kadir Balcıoğlu, Yener Erkmen, Orçun Teker, Egemen Karayürek

    Çok teklif gelmişti. Ama Avrupa Şampiyonası sonrasında resmi teklifler gelecekti. Ben Udinese’de antrenörümle sıkıntı yaşıyordum ve oraya dönmek istemiyordum. Ertuğrul Sağlam ve yönetim beni çok istedi, en ciddi teklifi Beşiktaş yaptı. Teklif gelince hemen anlaştık Beşiktaş’la.

    Ne tarz müziklerden hoşlanırsın, Türkçe müzik dinliyor musun? Futbolcu olmasaydın ne olurdun?
    Mehmet Coşkun

    Kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim. Radyoda denk gelince Türkçe müzikleri de dinliyorum, ama isimlerini bilmiyorum. Hip hop tarzından hoşlanıyorum. Muhtemelen inşaatla ilgili bir şeyler yapardım.

    Takımda en iyi anlaştığın futbolcu kim?
    Gökhan Dura

    Herkesle çok iyi anlaşıyoruz, ama isim istiyorsanız Cisse ve Seric diyebilirim.

    Neden futbolcu oldun? Seni kim keşfetti?
    Sinan Kunduru

    Budweiser’ın hocaları beni keşfetmişti.

    Sizce bir defans oyuncusu nasıl olmalıdır?
    Mahmut Ardıç

    Geriden oyunu iyi okuyabilmesi lazım. Kafa toplarında iyi mücadele edebilmesi ve top kaybetmemesi lazım. Yavaş bir oyuncu olmamalı defansta oynayan bir futbolcu. Bunun üstünde yapabileceği her ekstra şey kendisini daha iyi bir defans oyuncusu yapar.

    İstanbul’a alışabildin mi, Milan Baros’la görüşüyor musun?
    Hüseyin Çırpan

    İstanbul’a alıştım ve dolayısıyla burada bu kadar mutlu olduğumu söylüyorum. Milan Baros’la yakın arkadaşız, sürekli telefonla görüşüyoruz ama ancak 2-3 kere birlikte buluşup bir yemek yiyebildik. Çünkü programlarımız birbirine uymuyor.

    Bir defans olarak gol attığında neler hissediyorsun?
    Zeynep Ünal

    Hücumda oynamak isterdim. Biz bir sezonda 2-3 gol atma şansı buluyorsak hücum futbolcuları 15-20 gol atma şansı yakalıyorlar. Gol attığım zaman ilk mutluluğu yaşadıktan sonraki ilk düşünceniz “acaba bu golü nasıl kutlamalıyım” oluyor.

    Zapotocny ile birlikte milli takımda oynamayı hak ettiğini düşünüyor musun? Çek Milli takımında forma giyme şansın nedir? 2010 Dünya Kupası’nda forma giyme şansın nedir?
    Barış Oğuz, Kenan Kocapınar, Ziya

    Bence milli takımda oynama şansımız yüksek değil. Milli takımda yeni bir teknik direktörümüz var ve kendisinin bizi takip etmediğini biliyoruz. Araştırsa bir şekilde bunun haberini alırdık. Ama benim için çok da önemli değil. Benim için önemli olan oynadığım takımda sürekli oynayabilmem. Zaten belli bir seviyenin üzerinde iyi oynayıp ses getirebilirsem milli takıma da çağrılacağımı biliyorum.

    Türk yemeklerini nasıl buldun? Özellikle beğendiğin bir yemek var mı?
    Feride Esin Karasu, Eda Derinoğlu

    Türk yemekleri çok güzel. Yeni neyi tatsam daha çok seviyorum. Dolmalarınız, baharatlar ve soslar bizim mutfağımıza göre çok farklı. Kebaplar çok hoşuma gidiyor. Özellikle sevdiğim birkaç yemek var ama onların da ismini bilmiyorum şu anda.

    İdol olarak gördüğün bir futbolcu var mı?
    Tuğba Kalaycı, Ahmet Karakaşoğlu, Sinan Sütemen, Emre Taykesen

    Küçük bir futbolcuyken Guardiola’yı ve Viera’yı kendime örnek alıyorum.

    Defansta en iyi anlaştığın futbolcu kim?
    Murat Ayaz

    Zapo ve İbrahim Toraman’la çok iyi anlaşıyorum. Kanadımda oynamasından en çok hoşlandığım futbolcu Ekrem Dağ. Hem insan olarak hem de oyun şekli... Ekrem Dağ çok başarılı bir oyuncu ve güzel bir geleceği var.

    Türkiye Ligi’ni Avrupa’daki hangi lige eşdeğer buluyorsunuz? Beşiktaş’ın tarihini okuyor musunuz, okuyorsanız en çok etkilendiğiniz olay nedir?
    Utkan Günay

    Bunu cevaplayabilmem için diğer liglerde de oynamam lazım. Ama ben sadece Çek Cumhuriyeti’nde ve İtalya’da oynadım. Türkiye teknik oyunculardan kurulu, herkesin hücumu düşündüğü ve taktik disiplinin ön planda olmadığı bir lig. Sanırım Fransız Ligi bu karşılaştırma açısından daha iyi bir örnek olabilir.
    Yabancı dillerde Beşiktaş hakkında bir kaynak bulmak kolay değil. Bize tercümanımız bu konuda yardımcı oluyor. Beni en çok etkileyen olay ise eski Başkanımız Süleyman Seba döneminde arka arkaya gelen başarılar, şampiyonluklar ve yıllarca üst üste Avrupa Kupaları’nda takımın yer alması diyebilirim.

    Kız arkadaşınla evlenmeyi düşünüyor musun? Takım arkadaşlarından kimi nikah şahidi olarak görmek isterdin?
    Büşra Şirvanlıoğlu

    Aslında önümüzdeki yıl evlenmeyi planlıyorduk, ama küçük bir sürpriz var. Kız arkadaşım hamile. Önümüzdeki aylarda Çek konsolosluğunda bir nikah yapmayı planlıyoruz resmiyet kazansın diye. Ondan sonraki sene, çocuk da biraz kendine geldiğinde büyük bir düğün yapmayı planlıyoruz.
    Mizah anlayışımızın aynı olduğu, çok iyi anlaştığım Cisse’yi nikah şahidi olarak görmek isterdim.

    Ankaraspor maçında kendi kalene gol atınca neler hissettin? Kırmızı kartı bu golün siniriyle mi gördün?
    Ethem Yiğit Gürer, Ayse, Güney Gençay

    Hayatımda ilk defa böyle bir gol attım. Daha önce böyle bir şey başıma gelmemişti. Çok kötü bir his. Anlatılması çok güç. İnsanın eli, ayağı boşalıyor kendi kalesine gol atınca. O pozisyona gelirken sağ ayağımla müdahale edip topu uzaklaştırmayı düşünüyordum. Arkamdan oyuncu geliyordu ve ondan önce müdahale etmem gerekiyordu. Amacım topu o oyuncudan korumaktı. Topa yetişemediğim için sol ayağımla geldim topa ve en kötü ihtimalle geldiği yere geri göndermek istedim. Top gelirken öyle bir sekti ki ayağımın çok enteresan bir yerine gelip gol oldu. O an hissettiklerimi anlatmanın imkanı yok. Acaba bıraksa mıydım, müdahale etmese miydim diye pişmanlıklarla dolu bir sürü soru geliyor aklınıza. Umarım bu kendi kaleme attığım son gol olur.
    Golle kırmızı kartın bir bağlantısı yok. Bu da hayatımdaki bir başka ilk. Daha önce topa giden oyuncuyu durdurmuştum ama bu şekilde girdiğim için hiç kırmızı kart görmedim. Oyuncunun önünden topu almaya çalıştım ama öyle bir hızla araya girdi ki sanki bilinçli olarak bacaklarına basmış gibi oldum. Daha önce izleyenler görmüştür, topa ne zaman bu şekilde müdahale etsem topu kazanan ben olurdum. Oyuncuya hiç müdahale etmem ama ilk defa böyle bir şey oldu. O gün benim için kara bir gündü. Belki de kırmızı kart görmemin bir sebebi de o pozisyondan önce iki takım arasında gerginlik olmasıydı. Kasti bir hareket gibi gözüktü ama gerçekten kasti yapmadım.

    Eğer her şey yolunda giderse kariyerinin sonuna kadar Beşiktaş’ta kalıp jübileni bu forma altında yapar mısın?
    Harun Erdem

    Kesinlikle. Şu anda 3+1 yıllık bir kontratım var. Eğer taraftarlarımız ve kulübüm de isterse bundan sonra yapacağım kontrat da bundan kısa olmaz. Ben burada oynamaktan çok mutluyum.

    İstanbul’u nasıl buldun, nereleri gezdin, nasıl vakit geçiriyorsun?
    Merve Çınar

    Daha henüz tarihi yerleri gezemedim. Tercümanımız bize söz verdi, bir gün gezdireceğini düşünüyorum. Ama daha çok alışveriş merkezlerinde vakit geçirmeyi ve alış veriş yapmayı seven bir insanım. Boğaz kıyısında dolaşmayı ve oradaki balık restoranlarında balık yemekten zevk alıyorum. İstanbul’da keyifle vakit geçirilecek, güzel manzaralı çok yer var. İstanbul’un tadını tam olarak çıkaramadım.

  7. #7

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    Tomas Sivok’a Dair Her Şey...
    31.12.2008 11:04

    Başarılı futbolcumuz Tomas Sivok ve kız arkadaşı Michaela (Mişa) Sachlova, evinin kapılarını ilk kez Beşiktaş Dergisi’ne açtı. Baba olmaya hazırlanan Tomas, özel dünyasını bu röportajda anlattı.

    İyi anlaşan iki çocukluk arkadaşıyken yıllar sonra sevgili olan, şimdi de bir bebek bekleyen Tomas ve Mişa ile evlerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini bakışlarından cümlelere döken genç çift, sorularımızı içtenlikle yanıtladı. İşte “Mişa’dan vazgeçmem kesinlikle mümkün olmaz” diyen Tomas’ın çok özel dünyası:

    Ailen Çek Cumhuriyeti’nde yaşıyor, değil mi?
    Tomas: Evet, orada babamın inşaat üzerine küçük bir aile şirketi var. Zaten ben küçükken de babam bir inşaat firmasında çalışıyordu. Daha çok evlerin çatılarının yapımı ve onarımı ile ilgilileniyorlar. Annem ve benden üç yaş büyük olan erkek kardeşim de orada çalışıyor.

    Sen de herhalde futbolcu olmasaydın bu aile şirketinde olurdun.
    Tomas: Hayır, ben yine kesin sporcu olurdum. Çünkü her zaman sporla çok ilgiliydim, 4-5 yaşımdan beri sporla uğraşıyorum. “Futbol mu, tenis mi” sorusunun yanıtını 10 yaşımda buldum ve futbolu seçtim. Hatta ikisi de olmasa muhtemelen buz hokeyci olurdum. Liseyi bitirene kadar buz hokeyi oynamışlığım da var. Buz hokeyi Çek Cumhuriyeti’nde futboldan daha çok sevilen bir spor. Oturduğum yer küçük bir kasaba olmasaydı, daha büyük bir şehirde yaşıyor olsaydım muhtemelen hokeyci olurdum. Ama kasabamız çok küçüktü ve futbolda daha başarılı olacağımı düşünüp ona devam ettim.

    Çek Cumhuriyeti’nde kasaba-şehir arasında nasıl farklar vardır?
    Tomas: Kasabamızın adı Kamenice... Nüfusu 5 bin civarıydı. Aslında bu küçük kasabada 10 yaşıma kadar yaşadım. Sporla çok fazla ilgilendiğim için bizim kasabamıza en yakın büyük şehir olan Ceske Budejovice’ye taşındık. (Bu şehri Budweis biralarından da bilirsiniz. Bu biranın orijinali bu şehirde üretiliyor. Asıl adı Budvar Budweizer’dır, Almancası Budweis.) Burada spor okuluna gittim ve profesyonel hayatıma başladım. Budejovice, şu anda Çek 1. Futbol Ligi’nde mücadele ediyor.

    Şimdi çok sakin birisi gibi gözüküyorsun ama küçükken nasıl bir çocuktun?
    Tomas: 15-16 yaşıma kadar son derece uslu bir çocuktum. Hatta ortaokulda bile her işimi kendim yapardım.
    Mişa: Annesi ve babası çok yoğun çalıştığı için Tomas’a çok vakit ayıramıyorlardı. Tomas da onlara ekstra yük olmamak için özellikle her işini kendisi yapardı. Yaramazlık yapmayan, son derece sakin, akıllı, uslu, herkesle iyi geçinen, öğretmenlerin de çok sevdiği bir çocuktu.
    Tomas: Ama 15-16 yaşımdan sonra, yani genç takımdan A takıma çıktığımda insanların çekiştirmesiyle içimdeki yaramaz çocuk ortaya çıktı. Şimdi çok şakacı, esprili bir adam olarak biliniyorum zaten.

    Siz çok küçük yaşlardan itibaren tanışıyor musunuz?
    Mişa: Epey uzun süredir tanışıyoruz.
    Tomas: Gerçekten çok uzun süredir tanışıyoruz. 10 yıldan fazla oldu. Benim en yakın arkadaşım, Mişa’nın erkek kardeşiydi. Birbirimizin evine gidip gelirdik. O kadar sık görüşüyorduk ki, Mişa derslerimde de bana yardımcı olmaya başlamıştı. Hatta ödevlerimi yapıyordu.
    Mişa: (Gülüyorlar) Hayır, ödevlerini yapmıyordum, sadece yardımcı oluyordum.
    Tomas: Olur mu, yapıyordun.
    Mişa: Ben yazıyordum, sen temize çekiyordun. Bu nedenle ben yapmış sayılmam (gülüyor). Benim Tomas’a yardımcı olduğum tek ders İngilizce’ydi. Yabancı dille arası o zaman çok iyi değildi.
    Tomas: Mişa bizim ödevleri yaparken, biz de kardeşiyle kasabaya inip, çay-kahve içiyorduk.

    O zamanlar da bir ilişkiniz var mıydı?
    Tomas: İlk tanıştığımız yıllarda Mişa’nın erkek arkadaşı, benim de kız arkadaşım vardı. Dolayısıyla aramızda bir aşk ilişkisi söz konusu değildi. Çok iyi anlaşıyorduk ve çok iyi arkadaştık. İlişkimizin başlaması, Mişa’nın üniversitede okumak için Prag’a gelmesinden sonra oldu. İkimizin de diğer ilişkileri bitmişti ve bir şekilde bizim ilişkimiz başladı. 3,5 yıldır birlikteyiz.
    Mişa: Prag’da çok fazla arkadaşım yoktu. Sürekli ben, kardeşim ve Tomas bir aradaydık. Sinemaya, cafelere, discoya gidiyorduk, gezmeye çıkıyorduk. Bir yerden sonra kardeşim bizimle gelmemeye başladı. Biz yine buluşmaya devam ettik ve zamanla ilişkimiz başladı.
    Uzun süredir birlikte olduğunuz için birbirinizi çok iyi tanıyorsunuz.
    Hem sevgili hem de insan olarak birbirinizi anlatmanızı istesem...
    Mişa: Tomas yanımdayken onun hakkında konuşamam ki... Sonradan okusa belki daha güzel olurdu (gülüyor)... Tomas, kesinlikle sözünde duran bir insan. Neyin sözünü verirse muhakkak yapar. O nedenle her şeyin sözünü vermez. Görüştüğü insanları çok güzel seçer. Öyle bin tane arkadaşı yoktur, herkesle görüşme derdinde değildir. Birkaç kişiyi seçer ve onlarla da çok iyi dost olur. Tomas’la ilişki yaşamaya karar vermemin sebebi şuydu; çok güzel konuşuyorduk, çok iyi anlaşıyorduk, beni dinleyen ve anlayabilen bir insan. Aynı zamanda onun için yaptıklarımın değerini bilen bir insan. Bana her zaman teşekkür eder ve kendisi için ne kadar değerli olduğumu söyler, bunun yanında arkadaşlarıma ve kardeşime de bunları söyler. Hem birlikte olduğu kadını hem de diğer insanları özel ve değerli hissettiren birisi. Çok iyi kalpli, insanlarla özellikle de çocuklarla çok iyi anlaşan birisi. Pek çok değer yargımız da aynı. Örneğin, aileye ve beraber yaşamaya verdiğimiz önem, çocuklara duyduğumuz sevgi gibi...
    Tomas: Gerçekten de değerlerimiz birbirine çok yakın. Aynı erdemlere değer veriyoruz. Mişa’nın benim için en önemli olan yanı, kalbinin büyüklüğü... Sadece benim için yaptığı şeyler değil. Zamanında tanıdığımız kişilere, arkadaşlarımıza, sevdiğim insanlara ve özellikle de aileme karşı davranışları sevgi dolu. Dolayısıyla ondan vazgeçmem kesinlikle mümkün olamaz. Aynen Mişa’nın dediği gibi, fikirlerimiz ve zevklerimiz de birbirine çok benziyor. Giyimimizden tutun, dinlediğimiz müziklere kadar hemen her şey birbiriyle aynı. Dolayısıyla çok iyi anlaşıyoruz. İlginç bir şekilde ruh hallerimiz de çoğu zaman birbirimize çok benziyor. Hani birbirimizi etkilediğimiz için değil, genel olarak böyle oluyor. İlginç bir elektrik var aramızda. Bazen Mişa, benim aradığımdan daha çok benim ailemi arıyor, halini ve hatrını soruyor. Bu benim için çok önemli bir şey. Evde sukünet isterim ama sevgilimin de yanımda olmasını isterim. Bana her zaman yardımcı oluyor, destek veriyor. Örneğin, haftasonları insanlar genelde dışarı çıkar ama bizim haftasonları maçlarımız olduğu için benim kız arkadaşım da hiçbir zaman arkadaşlarıyla beraber haftasonu bir yerlere gitmedi.
    Mişa: Senin için sürekli yemek yaptığımı da söylesene (gülüyor).
    Tomas: Evet, her ne kadar “Hayatım yarın kampta olacağım, yemek yapma” desem de sürekli yemek yapar. Yemekleri çok da güzeldir.

    Sizde de “Erkeğin kalbine giden yol, midesinden geçer” diye bir söz var mı?
    Tomas: (Gülüyorlar) Evet, var.

    En sevdiğin yemek hangisi?
    Tomas: İtalyan mutfağını çok severim. Suşi ve deniz ürünleri hayranıyım. En sevdiğim yemek ise, “Sviçkova” isimli Çek yemeği; ince bir dilim bifteğin üzerine krema ve onun da üstüne marmelat dökülmesiyle yapılıyor.

    Erdemlerden söz ettiniz. Sizin için hayattaki en önemli erdem ve erdemsizlik nedir?
    Tomas: Benim için hayattaki en önemli erdem, aileyle ilgilenmektir.
    Mişa: Evet, ikimiz için de böyle...
    Tomas: Arkadaşlarınız, hayatınıza girip çıkabilir ama aileniz her zaman sizinledir. Her şartta ailenizin yanında olup onlara destek olmak lazım. Bence en büyük erdemsizlik de, elindeki değeri ya da yeteneği kullanmamak, boşa harcamaktır. İster maddi ister yetenek ister başka bir şey olsun... Örneğin, biz futbolcular çok para kazanıyoruz ama etrafımızdaki insanlara da yardımcı olmamız lazım. Ya da belli yeteneklerimiz varsa, bunları çalışıp, geliştirmemiz gerekiyor. Dolayısıyla elimizdeki her şeyi kullanabileceğimiz en iyi şekilde kullanmalıyız. Bunu kötü bir şekilde harcamanın, en büyük kötülük olduğunu düşünüyorum.

    Tomas bir röportajımızda “hep yapmak istediği ama sürekli ertelediğin şey”i sorduğumuzda “Kız arkadaşıma evlenme teklif etmek” demiştin. Siz bir aile kurmayı düşünüyor musunuz?
    Tomas: Aslında önümüzdeki yıl evlenmeyi planlıyorduk ama küçük bir sürpriz var. Kız arkadaşım hamile. Önümüzdeki aylarda Çek konsolosluğunda bir nikah yapmayı planlıyoruz resmiyet kazansın diye. Ondan sonraki sene, çocuk da biraz kendine geldiğinde büyük bir düğün yapmayı planlıyoruz.

    Peki idmanlar dışında kalan ortak zamanı nasıl geçiriyorsunuz?
    Tomas: Ben evcimen bir tipim. Birçok futbolcu arkadaşımın aksine dışarı çıkmayı çok fazla sevmiyorum. En fazla haftada bir akşam dışarı çıkarım. Evde vakit geçirmeyi çok seviyorum. Antrenmandan sonra eve gelip, dinlenirim. Dergimi okur, televizyon izlerim. Maçları takip ederim.
    Mişa: Tomas, futbolu çok ciddiye alıyor. Kamplardan bir gece önce bile, bırakın eğlenceyi akşam yemeği için dahi çıkmaz. Evde dinlenir, kendisini maça en iyi şekilde hazırlamaya, yüksek konsantrasyon seviyesine ulaşmaya çalışır. Maçlardan sonra da eğer kazanılmışsa bunun mutluluğunu, keyfini en iyi şekilde sonuna kadar yaşamaya çalışır.

    Arabaları çok seviyorsun, değil mi?
    Tomas: Evet, spor arabaları çok beğeniyorum ve araba kullanmaktan büyük keyif alıyorum.

    Ne tür müziklerden hoşlanıyorsun?
    Tomas: Güzel olan her şeyi dinliyorum ama özellikle de hiphop, rock ve iyi olan pop’u tercih ederim. Favorilerim de, Lil/Wayne, Lloyd Banks, 50 Cent, James Blunt, Bryan Adams.

    Filmlerde de güzel olan her şeyi izler misin?
    Tomas: Evet, genelde... Mesela, Zoo Lander gibi Ben Stiller’in komedilerini, Gladyatör ve Cesur Yürek gibi tarihi filmleri, Any Given Sunday gibi spor filmlerini çok severim.

    En beğendiğin aktris ve aktör kim?
    Tomas: Colin Farrell ve Jessica Alba, komedyen olarak da Ben Stiller...

    Bir söyleşimizde, kız arkadaşınla beraber Adam Sandler’in “Click” filmini izlerken ağladığını söylemiştin. Senin elinde bu filmdeki gibi hayatını yönlendirebileceğin bir kumanda olsa, nasıl kullanırdın?
    Tomas: Herhalde hayatımda öyle bir kumandayı kullanmak isteyeceğim tek an, İtalya’da geçirdiğim altı ay için olurdu. Orada hakikaten mutsuz ve huzursuzdum. Bir de yeni hoca gelince takımdaki yerimden oldum ve kendimi çok kötü hissettim. Sparta Prag’a tekrar döndüğüm zamana kadar olan altı ayı geri almak ve hayatımı tekrar yaşamak isterim. Gerçekten hayatımın en mutsuz dönemiydi.
    Mişa: Aslında o da bir tecrübe...
    Tomas: Evet, şimdi bu soru sorulunca böyle diyebiliyorum. Belki de o dönemi yaşamadan şu andaki halime gelemezdim ve elimdekilerin kıymetini bilemezdim. Böyle bakınca aslında bu tecrübelerin de insana faydalı olduğu söylenebilir.

    Türkiye’deki, daha doğrusu İstanbul’daki yaşamınızla ilgili neler söylemek istersiniz? Burada bir “yabancı” olarak yaşamak sizin için zor mu?
    Tomas: Dil konusunda çok fazla problem çektiğimiz söylenemez. Çünkü Mişa da, ben de İngilizce biliyoruz. Gittiğimiz çoğu yerde, az da olsa İngilizce bilenler oluyor. Ama İngilizce bilen yoksa çok ciddi sıkıntı yaşayabiliyoruz. Aynı şey, Çek Cumhuriyeti’ne gelen bir Türk için de geçerli olurdu. Gerçi insan iletişim kurmak istedikten sonra bir şekilde anlaşabiliyor. Zaten burada kendimi tamamen yabancı bir ülkede yaşıyormuş gibi hissetmiyorum. Diğer Slovak ve Çek futbolcu arkadaşlarım da aynı şeyi söylüyor. Biz burada yaşadığımız için son derece mutluyuz. İstanbul, büyük, çok güzel ve sonsuz imkanları olan bir şehir. Yapılacak pek çok şey, gidilecek pek çok yer var. Ben de büyük şehirleri seven bir insanım. Bu anlamda Udinese bana çok küçük geliyordu. Bu arada Türkler de, İtalyanlar’dan daha sıcakkanlı ve dost canlısı. En önemlisi ön yargılı değiller. Örneğin, İtalya’ya gidip Çek olduğunuzu söylediğinizde, eski doğu bloğundan gelmiş birisi olarak davranıyorlar. Ruslar’ı, Polonyalılar’ı, Slovaklar’ı, Çekler’i, herkesi aynı kefeye koyuyorlar. Mesela böyle bir şeyi Türkiye’de kesinlikle yaşamıyoruz.

    Teşekkür eder, size mutluluklar dilerim.

    Röportaj: Serpil Kurtay

  8. #8

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    "Tek Dileğim Şampiyonluğu Kutlamak"
    31.03.2009 09:14

    Ömer Güvenç ve Tomas Sivok, Beşiktaş Dergisi Nisan 2009 sayısı için BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde bir araya geldi. İşte ikilinin keyifli sohbeti...
    Bir tarafta Lig TV’nin ve Akşam Gazetesi’nin usta isimlerinden Ömer Güvenç, diğer tarafta Beşiktaşımız’ın en yetenekli futbolcularından Tomas Sivok... Ömer Güvenç’in her sorusuna büyük bir özenle yanıt veren futbolcumuz, söyleşi boyunca hem İstanbul’u hem de Beşiktaş’ı çok sevdiğini ısrarla vurguladı.

    Ö.Güvenç: Futbola nasıl başladın?
    T.Sivok: Öncelikle benden üç yaş büyük olan abim futbola başlamıştı. Onunla birlikte antrenmanlara gidiyordum. Biraz büyüdükten sonra ben de futbol oynamaya başladım. Hem abim hem de babam futbolcu olmamı destekledi. Zaten sporu çok seven bir aileyiz.

    Ö.Güvenç: Abin halen oynuyor mu?
    T.Sivok: Dizinden bir sakatlık geçirdiği için maalesef futbolu bıraktı. Sadece arkadaşlarıyla amatör olarak oynuyor. Aslına bakarsanız, benden daha savaşçı bir oyuncudur.

    Ö.Güvenç: Hangi mevkide futbola başladın?
    T.Sivok: Santrfor olarak başlamıştım. Daha küçük yaşlarda kafayla bol bol gol atıyordum. Ama hayatım boyunca en fazla orta sahanın ortasında oynadım.

    Ö.Güvenç: Dörtlünün önünde mi?
    T.Sivok: Daha çok savunmacı orta saha olarak...

    Ö.Güvenç: En çok parayı golcüler ve kaleciler alır. Neden santrfor oynamaktan vazgeçtin?
    T.Sivok: Çünkü hocalarım çok gol atmanın yanı sıra çok iyi de savunma yaptığımı ve çok savaşçı olduğumu gördüler. Önce hücum arkasında, sonra orta sahanın ortasında, sonra da savunmacı orta saha olarak...

    Ö.Güvenç: Bugün Mustafa Hoca “Şu maçta santrfor oynayacaksın” dese, seve seve oynar mısın?
    T.Sivok: Aslında buna çok itirazım olmaz. Çünkü hücumcular, çok kötü oynasalar bile bir gol atarlar ve maçın kahramanı olurlar.

    Ö.Güvenç: Bugünkü oynadığın mevkiden mutlu musun?
    T.Sivok: Zaten bu takımın bir parçası olduğum için çok mutluyum. Öncelikle bundan çok tatmin olmuş durumdayım. Bu nedenle nerede oynadığımın çok fazla önemi yok. Hocamız, herkesin takıma katkısı olmasını istiyor. Hocamıza inancım nedeniyle de her mevkide oynarım. Şu anda bulunduğum yerden de memnunum.

    Ö.Güvenç: 20 yıl ben de futbol oynadım. Dörtlünün önünde oynarsan çok daha fazla faydalı olursun diye düşünüyorum. Hücum anlayışın da çok iyi, direkt kaleye şut atıyorsun. Yanılıyor muyum?
    T.Sivok: Savunmada oynadığım için şahsen hiçbir sıkıntım yok. Size katılıyorum ve bu özelliklerimden dolayı takımda her zaman boşlukları dolduran bir oyuncu olmuşumdur.

    Ö.Güvenç: Mecbur kalırsan kaleci oynar mısın?
    T.Sivok: Elbette...
    Hatta küçükken kaleye çok geçtiğim ve çok gol kurtardığım da olmuştur.

    Ö.Güvenç: Kaç yaşındasın?
    T.Sivok: 25...

    Ö.Güvenç: Evlenmek için neden bu kadar bekledin?
    T.Sivok: Eşimle 10 yıldır tanışıyoruz. Erkek kardeşi, benim çok yakın arkadaşımdı. İlişkimiz de üç yıldır sürüyor. Evleneceğiniz kişiyi çok iyi tanımanız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle biraz beklemek istedik. Ama sonunda kararımızı verdik.

    Ö.Güvenç: Çocukları sever misin?
    T.Sivok: Evet, çok severim ve çocuğumuzun doğumunu dört gözle bekliyorum.

    Ö.Güvenç: Kaç çocuğun olsun istiyorsun?
    T.Sivok: Eşim üç diyor ama ben en az beş çocuk istiyorum.

    Ö.Güvenç: Futbol senin için ne ifade ediyor?
    T.Sivok: Benim için her şey, hayatımın ta kendisi... Daha ilkokuldayken öğretmenim “Büyüyünce ne olmak istersin?” diye sorduğunda “Futbol oynamak istiyorum” demiştim. “Tamam, futbol oynamak istiyorsun da asıl meslek olarak ne yapmak istiyorsun?” diye tekrar sorduğunda yine aynı cevabı vermiştim.

    Ö.Güvenç: B şıkkın yok muydu?
    T.Sivok: Herhalde baba mesleğinden dolayı inşaat mühendisi olurdum. Mimari ve dekorasyon da olabilirdi. Arkadaşlarım bir ev inşa ederken her zaman benden fikir alırlar.

    Ö.Güvenç: Hobilerin neler?
    T.Sivok: Hobilerimle ilgilenmek için çok fazla vaktimiz yok ve tüm vaktimiz ev ile tesisler arasında geçiyor ama kendi ülkemdeyken arkadaşlarımla basketbol oynardım, sinemaya giderdim. Kışları hokey oynamak da hobilerim arasında ve tenisi çok seviyorum. Hatta 10 yaşımdayken hayatımda bir karar aşaması oldu. Babam tenis ve futbol arasında tercih yapmam gerektiğini söyledi, ben futbolu seçtim. En büyük hobilerimden biri de arabalar... Yeni modelleri takip etmek hoşuma gidiyor.

    Ö.Güvenç: En sevdiğin araba markası hangisi?
    T.Sivok: BMW’nin modellerini her zaman çok beğenmişimdir. Ama en çok Bentley Continental’i beğeniyorum.

    Ö.Güvenç: Hızlı kullanmayı mı seversin, yoksa sadece arabaların güzelliğiyle mi ilgilenirsin?
    T.Sivok: İkisini de...

    Ö.Güvenç: Yarışçı olmak ister miydin?
    T.Sivok: Resmi olmayan amatör yarışlarına katılmışlığım da var. Yaşadığımız yerde bir yarış pisti vardı, orada arkadaşlarla yarışlar düzenlerdik.

    Ö.Güvenç: Anladığım kadarıyla boks hariç her şeyi yapmışsın...
    T.Sivok: (Gülüyorlar) Ben küçük bir kasabada büyüdüm. Orada spor dışında yapacak hiçbir şey yoktu.

    Ö.Güvenç: Fobilerin neler?
    T.Sivok: Nedenini bilmiyorum ama köpekbalığından ve yılandan çok korkuyorum. Hatta yüzmeye gittiğimde çok fazla açılamam, açık denizde ise bazen denize bile giremem.

    Ö.Güvenç: Kedi, köpek gibi hayvanlarla aran nasıl?
    T.Sivok: Elbette diğer hayvanları çok seviyorum. Kediler beni çok ilgilendirmese de, biraz klasik olacak ama köpekler insanın en iyi dostudur.

    Ö.Güvenç: Maça çıkarken, arabaya binerken, evden çıkarken yaptığın bir uğur var mı?
    T.Sivok: Uğur için yaptığım özellikle bir şeyler yok ama her zaman için dua ederim. İnançlı bir insanım, iyi bir Hristiyan olduğuma ve Tanrı’nın beni şu anda bulunduğum yere getirdiğine inanıyorum. Dolayısıyla ben iyi bir insan olmaya devam ettiğim sürece Tanrı’nın da bana yardımcı olacağına inanarak, dua ediyorum.

    Ö.Güvenç: Kaç yaşına kadar futbol oynamayı düşünüyorsun?
    T.Sivok: Sağlığım ne kadar izin verir, formumu ne kadar koruyabilirsem...

    Ö.Güvenç: Sence Türkiye futbolu, Dünya ve Avrupa futbolunun neresinde?
    T.Sivok: İzlediğim liglere göre değerlendirme yapmanın doğru olmadığını futbol hayatım bana gösterdi. Oynadığım İtalyan ve Çek ligine bakarak karşılaştırma yapabilirim. Türkiye’ye transfer olurken burada 4-5 iyi takım vardır, geri kalan takımlar çok daha zayıftır diye düşünüyordum. Ama çok mücadeleli ve zor bir lig olduğunu gördüm. Bütün takımlar aslında çok ciddi kapasite ve potansiyele sahipler. Neredeyse her takımda hem çok kaliteli yerli hem de çok kaliteli yabancı oyuncular var. Eğer bireysel açıdan bakarsak Avrupa düzeyinde en üst sıradaki liglerden bir tanesi...

    Ö.Güvenç: Sana “Bize Türkiye Ligi’nden 3-4 futbolcu tavsiye eder misin?” deseler...
    T.Sivok: Sadece 3-4 değil, kesinlikle çok daha fazla oyuncu bulabilirim.

    Ö.Güvenç: Kimler mesela?..
    T.Sivok: Bizden Delgado, Fenerbahçe’den Alex, Galatasaray’dan Lincoln, final paslarını çok iyi verebilen ve maçın gidişatını bir anda değiştirebilen çok iyi oyuncular... Sivas’ta stoper Bilica var, Arda Turan var... Ama isim vermeye kalkarsam bu iş hakikaten çok uzar. Çünkü sadece büyük takımlarda değil, Anadolu takımlarında da çok kaliteli futbolcular var.

    Ö.Güvenç: Bir stoper olarak, Türkiye’de en beğendiğin forvet oyuncuları kimler?
    T.Sivok: Arkadaşım olduğu için adını söylemezsem kesinlikle bana kızar; Milan Baros... Gerçi arkadaşım olmasa da söylerdim. Sivas’ın santrforu Mehmet Yıldız gerçekten başarılı... Aynı şekilde Galatasaray’da oynayan Nonda da, tecrübelerime göre karşısında oynamanın zor olduğu oyunculardan birisi. Bunlar biraz “katil” tarzlı oyuncular. Sizin bir hatanızı, açığınızı gördüklerinde affetmeyen oyuncular... Dolayısıyla bu futbolculara karşı her zaman üst düzey konsantrasyonla oynamanız lazım.

    Ö.Güvenç: Hangi futbolcularla aynı takımda oynamak isterdin?
    T.Sivok: İngiltere Ligi’nden Steven Gerrard’la kesinlikle oynamak isterdim. Benim için ideal tipte, komple bir oyuncu... Manchester’dan Nemanja Vidic ve Rio Ferdinand, bence şu anda dünyadaki en iyi stoper ikilisi... Onların arkanızda olduğunu bilmek, çok büyük bir keyif olurdu herhalde. Yine Manchester’dan Scholes’in hayranıyım. Zaten bir maçta beraber oynadıktan sonra formasını da aldım. Hücum oyuncusu olarak da Avrupa’da şu anda o kadar çok “en iyi” diye sayabileceğimiz oyuncular var ki...

    Ö.Güvenç: Diyelim ki, sözleşmen bitti ve dört takım teklif yaptı; Barcelona, Chelsea, Liverpool, Manchester... Maddi ve manevi şartlar eşit, hangisini, niye tercih edersin?
    T.Sivok: Manchester... Benim en çok hoşuma giden yanı, teknik direktörlerinin 25 yıldır takımın başında olması... Bir takım için bu, pek çok şeyi anlatıyor. Bence bir teknik direktörün kendini göstermesi ve takımını yaratması için zamana ihtiyacı var. Mesela Alex Ferguson’un da, ilk 6-7 yıl fazla bir başarısı yoktu, sonra başarılar arka arkaya geldi.

    Ö.Güvenç: Bir teknik direktöre sence en az ne kadar süre verilmeli?
    T.Sivok: Futbolu bıraktıktan sonra yapmak istediğim işler arasında, Sparta Prag’da sportif menajer olmak da var. Eğer öyle bir görevin başına gelirsem, kesinlikle bir teknik direktöre en az üç yıl veririm. Ama üçüncü yılda artık başarıların gelmesi lazım.

    Ö.Güvenç: Hem insani hem de teknik direktör olarak Mustafa Denizli’yi nasıl anlatırsın?
    T.Sivok: Hocamız hakkında söyleyeceğim üç şey var. Birincisi, disiplini... Takımda çok güzel bir disiplin oluşturdu. İkincisi, gerektiğinde kızmayı gerektiğinde de oyuncusunun başını okşamayı çok iyi bilen bir teknik direktör.
    Her zaman yapmadığı için size kızdığında haklı olduğunu biliyorsunuz. Oyuncularla arasındaki dengeyi çok güzel kuruyor. Üçüncüsü de, Türkiye’deki en tecrübeli Türk teknik direktörlerden birisi olması. Hatta bırakın Türkiye’yi, dünya çapında, bu kadar başarılı olabilmiş teknik direktör azdır.

    Ö.Güvenç: Özeleştirini yapsan neler söylersin?
    T.Sivok: Kendimi gösterecek hareketler yapmıyorum. Daha çok takımı tamamlayacak, arkadaşlarımın arkasını toparlayacak işleri yapıyorum. Topla ileriye çıkıp final pasları vermek, şut çekmek gibi... Hakikaten daha fazlasını yapabilecekken, bunları çok az yaptığıma inanıyorum. Kendimi en çok eleştireceğim nokta herhalde budur.

    Ö.Güvenç: “Beşiktaş taraftarı, Beşiktaşlı futbolcu için çok itici bir güç ve hatta 12. adam” diyebilir misin?
    T.Sivok: Bunu diğer röportajlarımda da defalarca söyledim. Taraftar bizim için inanılmaz bir güç... Böyle bir taraftarı dünyanın çok az yerinde bulabilirsiniz. İster güçlü isterse de zayıf bir rakiple oynayalım stadı her zaman dolduruyor, her zaman bize destek oluyorlar. Kaç kere onların desteğiyle mağlup durumdan maçı çevirdik. Evimizde çok daha güçlü olduğumuza inanıyorum.

    Ö.Güvenç: Eklemek istediğin bir şey var mı?
    T.Sivok: Sadece şunu söylemek istiyorum, burada olduğum için çok mutluyum. Şehri ve kulübümü çok seviyorum. Tek dileğim var, sezon sonunda şampiyonluğu kutlamak...

    Ö.Güvenç: Teşekkür ederim.
    T.Sivok: Ben teşekkür ederim.

  9. #9

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)



    Forzada photoshop yapmışlar

  10. #10

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    bu adama acayip sempatim var,öyle böyle değil
    kestane ağacından yapılmış hemşin evleri.

  11. #11

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    cok kaliteli bu adam cok
    Şehrin kötü çoçuğu..!

  12. #12

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    forvetlerimizden daha çok gol atıyor

    Şaka bir yana istikrar abidesi aman nazar değmesin tü tü tü tü...

  13. #13

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    gerçek bir takım oyuncusu.yüreğinin atışını hissedebiliyorum maçta..26 yaşında olmasına rağmen deneyimli ve orta sahada da oynayabiliyor

    bir defans oyuncusu olarak sakatlık kart vs derken bu sene 30 maçta ilk 11 de sahaya çıkmış 29 unda 90 dk sahada kalmış.2 gol 2 asistle oynamış.Beşiktaş tarihinin en iyi yabancı oyuncularından biri.tartışmasız.hala yorumlarda gönderilsin diğenler var.ilginç bir durum.

  14. #14

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    Sivok 6 ay yok!

    UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda yarın Viktoria Plzen ile oynacağı rövanş karşılaşmasının hazırlıklarını sürdüren Beşiktaş'ta, dün İnönü Stadı'nda yapılan antrenmanda sakatlanan Sivok'un bugün yapılan son kontrolleri sonrası yaklaşık 4 ile 6 ay arasında sahalardan uzak kalacağı öğrenildi.


    Dün akşam saatlerinde İnönü Stadı'nda gerçekleştirilen antrenmanda pas çalışması sırasında sol dizinden sakatlanan Sivok'un, sol diz ön çapraz bağlarında yırtık olduğu tespit edildi. Sivok'un dün akşam yapılan ilk kontrollerinde sol dizinde yoğun ödem oluştuğu açıklanırken, bugün yapılan kontrollerinde sol diz ön çapraz bağlarında yırtık oluştuğu tespit edildi. Çek futbolcunun kısa bir süre içinde ameliyat olması beklenirken, Sivok'un tedavisi ile ilgili son kararın yarın Siyah Beyazılı kulübün sağlık heyeti tarafından verileceği kaydedildi.


    fanatik

  15. #15

    Standart Cevap: Tomas Sivok-(Futbol)

    Geçmiş olsun.Sezon başlamadan sezonun yarisini kapatti adam birde idmanda böyle şanssızlık olurmu?

    Çok büyük kayip ama yeri doldurulamaz değil bu durumda Zapo-Ferrari'de kalır.O bölgede Toraman-Ferrari oynar
    Ne Kadar Rezil Olursak O Kadar İyi

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •