hakkımızda

kültür-sanat

amatör branşlar

multimedya

röportajlar

yazarlar

forum 
 
sss
 
Sinan Engin'e alışmak
 

"Alışırsınız, alışırsınız" diye göreve başlamıştı. Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı ile birlikte "benim memurum işini bilir" ve "köşeyi dönmek" kavramlarında simgeleşen bir toplumsal çürüme, ahlaki zafiyet ve değer aşınmasına da alışıldı.
Turgut Özal ile oluşan iklim "yükselen değerlendi. Kısa vadeli başarıların, bedeli ne olursa olsun kazanmanın fetiş olduğu bir düzendi. O gün esen herkesi mest eden rügar bugünkü fırtınanın habercisiydi.

Onun için; Sinan Engin, karakolda doğru söyler mahkemede şaşar misali, televizyonda yönetim aleyhinde atıp tuttuktan sonra 50 bin dolar maaşla o yönetimin memuru olduğu için değil, Sinan Engin, "istesem tribüne 150 tane beni destekleyen pankart astırırdım" diyerek taraftarı kendisine memur sandığı için de değil, Sinan Engin, Ali Gültiken gibi Beşiktaş duruşu ve ahlakına simge olmuş bir ismin bile "benim yerime gelmek isteyen arkadaşın kulisleri" demek zorunda kaldığı ayak oyunları yaptığı için değil, Sinan Engin, Tigana için "bu renkte teknik direktör kalmadı" diyerek pespaye bir ırkçılığa imza attığı için değil, Sinan Engin, Çarşı anketinde taraftarın yüzde 63'ü tarafından istenmeyen adam ilan edildiği için değil, VE Sinan Engin, yöneticisi olduğu kulübün menfaatlerini ve kurumsal kimliğini Çakıcı için kullandığı için değil, Hepsi için Beşiktaş kulübünün kapısından içeri bile alınmamalıydı.

Bu utanç verici gelişme, Beşiktaş'ta her geçen yıl artan değer aşınması ve diğer kulüplerle "aynılaşma" sürecinin bir devamıdır. Eğri oturup doğru konuşalım. Çakıcı ile ilgili yapılan araştırmalar ve bilinen gerçekler Çakıcı'nın bu kulüple ilişkilerime sürecinin Seba'nın Mehmet Üstün-kaya'ya karşı seçim yarışında olduğu defalarca yazıldı. Üstünkaya'ya karşı Kongre'de psikolojik üstünlük Çakıcı ve arkadaşlarının katkılarıyla sağlanmıştı. Bugün futbol bir endüstri. Milyarlarca dolarlık bir rant ve güç kaynağı. Böylesi bir sektörden ne-malanmak isteyen iktidar, para, güç ve şöhret peşinde koşanları ayırmak olanaklı değil. Bu gerçek. Ama bir başka gerçek daha var. Bu çevrelere karşı biz taraftarlar mesafemizi koyabiliriz. Zira biz yukarıda anılan "şeylerden" hiç birine talip değiliz.

Biz takımımızı severiz. Bırakın para pul işlerini bilet ve forma satın alır üste para veririz. Biz formamızı severiz, takımımızı severiz. 15 yıl şampiyon olmaz, olamaz, oldurulmaz biz yine severiz.

Beşiktaş taraftarını muarızlarından ayıran en önemli özelliği budur. Gerçekten "karşılıksız sever." Mağlubiyet bir kriter değildir. Oyuncu oynamazsa terini akıtmazsa kızar ama sevmekten vazgeçmez. Beşiktaş taraftarını muarızlarından ayıran budur. "Beşiktaş Duruşu" denilen tevazu, centilmenlik, alçak gönüllülük, semt takımı olma özelliği, sporun ahlakına duyulan saygı ve alın teri biricik kriter olmalıdır. Sportif başarı uğruna bu değerlerden vazgeçilmesi ya da bu değerlerin ertelenmesi konusunda Beşiktaşlılar muhafazakar olmalıdır.

Sinan Engin ile ilgili iddialar mahkemededir. Kulübün kurumsal kimliğini kullandırttığı iddiası en ciddi ve en kaygı verici olanıdır. Mahkemeler bir telefon konuşmasını kanıt olarak değerlendirmeyebilir ama bakın Engin ile Çakıcı arasında hangi konuşmalar yaşanmıştır; - "Alaattin Çakıcı: 'Sinan Sinan, ufak bir şey istiyoruz onu da halledemiyorsun. Oğlum, şampiyonlukta hiç mi payımız yok? O kadar olay oldu. Bir Allah'ın kulu açıp ağzını size bir şey söyleyebildi mi? Kızdırıyorsunuz beni.' Sinan Engin: 'Şey abi, tamam tamam... Abi, öyle değil başka bir şey oldu. Biliyorsun. Telafi ederiz abi. Kızma."

Ve bir başkası: "Gencay Çakıcı: 'Abimin konuştuğunuz gibi futbolcu bakmaya gitmesi gerekiyor. Transfere ihtiyaç var, biliyorsun. Çabuk ol, Sinan.' Sinan Engin: "Elimden geleni yapacağım. Abime canım feda. O en iyisini bilir. Ben halledeceğim. Eskisi gibi, aynı şekilde. Hi, hi tamam. Gider beğenir futbolcu."

Ve bir başkası; Alaattin Çakıcı: 'Oğlum ne oluyor. Sen yavaşlamışsın. Hâlâ halledemedin işleri.' Sinan Engin: "Abi, biliyorsun senin için yapmayacağım şey yok. Eskisi kadar kolay olmuyor bu işler. Sen sıkma canını." İddialara göre sözü edilen "futbolcu" ve "transfer" sözcükleri şifreliydi ve Alaattin Çakıcı'nın yurt dışına çıkışının Beşiktaş Kulübü üzerinden gerçekleştirilmesini amaçlıyordu.

Şimdi bu konuşmaların hukuki değerini sorgulamak haddimiz değil ama vicdani değerini sorgulamak hakkımız. Sinan Engin hakkında kulüp olanaklarını kullandırtmak gibi çok ağır bir itham sözkonusudur. Sinan Engin taraftarın vicdanında mahkum olmuş bir isimdir. Bu gerçeği hiçbir görüşme ve erteleme değiştirmez. Kulübünün el değiştirmesine itiraz eden ve yeni patronunu tanımayan, hatta bu uğurda yepyeni bir takım kurulmasını bile gündemine alan Manchester United taraftarı ortada hukuki bir sorun olmamasına karşın- tavrını koyabilmişti. Hiç kimse bu inadı sürdürmeyecekse bile... "Kapalı alttaki bu Beşiktaş taraftarı Sinan Engin'e karşı..." O sahaya çıktığında arkasını dönecek.

 

Rıdvan Akar
20/08/07


anasayfa